Fethettim! : Fethiye Gezi Rehberi

Fethiye, Muğla’nın belki de ennn güzel ilçelerinden bir tanesi. Yaptığımız 8 günlük roadtripe eklemesem baya da aklım kalırdı diyorum şimdi düşününce. Tamam, Fethiye’ye ikinci gelişim aslında bu ama bu seyahati arabayla yapmak bambaşka bir şey, altınızda bir araba olmasa kolay kolay gidilemeyecek yerleri var çünkü ve bence fırsat varsa hepsi de kesinlikle görülmesi gereken yerler. Fethiye Akdeniz ve Ege’nin kıyılarının bir nevi birleştiği turkuaz suların dibinde olduğu için tabi ki akla gelen ilk şey deniz tatili oluyor, ki öyle de aslında bakarsanız. Tabi ki ülkemizin her bir yanında olduğu gibi burada da kültürel anlamda hoşa gidebilecek birçok şey bulunuyor ama Fethiye’nin en dikkat çeken özelliği tabi ki birbirinden güzel koyları.

Fethiye’ye Ulaşım

Dalaman Havalimanı Fethiye’ye yaklaşık 50 km uzakta olduğu için uçakla gelmeyi tercih edecekler için çok iyi bir seçenek olabilir. Ancak Fethiye içi ulaşım söz konusu olduğunda her yeri keyfinizce görebilmek açısından ben kesinlikle arabayı öneririm. Bulunduğunuz şehirden Fethiye’ye arabayla gelmeyi gözünüz kesmiyorsa Dalaman Havalimanı’nda araba kiralayabileceğiniz şirketler de oluyor, bence bi’ değerlendirin.

Fethiye’de Konaklama

Öncelikle konaklama yapmak için seçebileceğiniz birkaç bölge var : Ölüdeniz, Fethiye Merkez, Çalış Plajı, Hisarönü ve Göcek.

Biz bu sefer gittiğimizde Fethiye’nin merkezinde konakladık ve aslında bu bizim için baya spontane gelişti. Artık aşırı yorulmuştuk ve daha yol yapıcak halimiz kalmadığından Fethiye merkezinde gözümüze ilk kestirdiğimiz oluru olan ve marinaya yakın otele giriş yaptık. Bahsettiğim otel Reis Royal. Fiyatları bir tık pahalıydı ama otelin kendisi, konumu, hizmeti gerçekten her şeyi bence oldukça iyiydi, yani fiyatını hak ediyordu. Yalnız şey biraz ilginç, banyonun odaya bakan duvarını siyah cam yapmışlar ama içerisi olduğu gibi görünüyo… Yani her oda böyle mi bilmiyorum ama aklınızda bulunsun böyle bir şeyle karşılaşabilirsiniz sjfdj aynı zamanda sabah açıkbüfe kahvaltı da otel fiyatına dahildi ve kahvaltı baya da başarılıydı. Otelin çok da keyifli bir terası var ama bizim gittiğimiz akşam bomboştu, sanki dolu sezonda eğlenceli bir şeyler yapıyorlar gibi orada. Marinaya yakınlığı ise nasıl diyeyim, 5 dakika? Belki daha az hatta. Otele iki kişi oda kahvaltı 350 TL ödedik. Sezona ve yoğunluğa göre fiyatların değişebileceğini unutmayın 😊

Fethiye’nin merkezinde kalmaktan memnun kaldın mı derseniz, pek sayılmaz. Çünkü bana biraz boş ve boğuk geldi böyle. Sıkıcıydı yani özetle, ama bunun sebebi çılgın bir eğlence aramamdan falan değil kafam onu da kaldırmıyo.. Önceki gelişimde Göcek’te konaklamıştım ama üzerinden biraz zaman geçtiği için neredeydi pek hatırlayamıyorum. Yine de Göcek’i merkeze kıyasla çok daha keyifli bulduğumu hatırlıyorum ve bir daha gidersem de muhtemelen konaklama için yine orayı tercih ederim. Bu arada normalde takip edenler bilir, gezi rehberlerini ve yeme içme rehberlerini ayrı ayrı yazarım ama Fethiye’de çok bir şey yeme fırsatım olmadığı için bir tek akşam yemeğimiz vardı ve onda da Ohannes Burger’ı tercih ettik. Gerçekten çok lezzetli bir hamburgerdi ve aynı zamanda patatesleri de baya iyiydi. Özellikle turistik bölgelerde aşırı pahalı fiyatlara aşırı lezzetsiz şeyler yemekten sıkıldığım için burası cidden baya hoşuma gitti. Hamburger menüsüne bira ve patates de dahildi, ona rağmen çok normal bir hesap ödedik tam hatırlayamasam da miktarı şu an.

Çalış Plajı tarafı da konaklama için en çok tercih edilen yerlerden biriymiş. Sanırım bunun sebebi upuzuun ve restoran/kafe/bar konusunda inanılmaz zengin bir bölge olması. Ben Çalış Plajı’nı pek sevmemiştim açıkçası, Ölüdeniz’in güzelim suyundan sonra Çalış’taki suyun rengi bana pek de çekici gelmemişti ama tabii akşam nasıl olur bilemiyorum, denizini sevmedikten sonra orada kalmayı manasız bulurum sanırım biraz.

Ölüdeniz için çok bir yorum yapmayacağım, aşırı çılgın eğlenceler olduğunu zannetmiyorum akşam ama sadece denizi bile orada konaklamak için yeterli.

Hisarönü sanırım biraz Çalış’a benziyor, burada denize girmediğim için hangisinin daha iyi olduğunu tam kestiremiyorum ama burası da oldukça eğlenceli bir bölgesi Fethiye’nin. Aynı zamanda aşırı fazla İngiliz var ve garip bi şekilde hepsi birbirinin aynı gibi. O yüzden bi gördüğünüzü sürekli görüyormuş gibi hissediyorsunuz yürürken asjfkdh

Konaklama mevzusunu burada kapayalım ve gelin Fethiye’de neler yapabiliriz ona bi’ bakalım :

Göcek

Göcek özellikle tekne turlarıyla bilinen bir yer ve Fethiye Körfezi’nde bulunuyor. Eğer böyle turistik aşırı renkli bar tarzı yerlerde vakit geçirmekten pek hoşlanmıyorsanız, açıkçası Göcek’te yapılacak en güzel şey bence tekne turu. Marinasına gittiğinizde zaten birçok tabela görüceksiniz tekne turları için. Onlarla konuşup en içinize sinenle anlaşın derim, ben özel bir şirket önermiycem fakat en yaygın yapılan tur 12 Adalar Turu. Göcek’in en güzel tarafı böyle trafik şu bu hiçbir ulaşım derdinizin olmaması. Merkezin hareketli olan her kısmını yürüyerek gezebilmek baya keyifli. Her yer kafe restoran ve bar kaynıyor o yüzden seçenekler konusunda baya zengin. Her tatil beldesinde olan klasik hediyelikçiler, mağazalar falan Göcek’te de var tabii.

Ölüdeniz

Özellikle mavinin her tonunu denizinde barındırmasıyla Ölüdeniz gerçekten cennet gibi bi’yer. Bunu sadece ben söylemiyorum, Ölüdeniz’in güzelliği 2006 yılında zaten ‘’Dünya’nın En Güzel Kumsalı’’ adıyla da tescillenmiş. Biz buraya geldiğimizde güneş batmak üzereydi ve bu yüzden plaj bomboştu. Bu boşluktan yararlanıp Ölüdeniz’in güzelliğinin tadını çıkarma şansımız oldu, o yüzden benim kessinlikle söyleyeceğim ilk şey buraya daha boş saatlerde gelmeniz. Yani sabah çok erken veya güneş batarken gibi. Çünkü boşken gerçekten apayrı bir güzelliği oluyor. Denizde yüzerken Babadağ’dan atlayıp yamaç paraşütü yapanları da izleyebiliyorsunuz.

Kabak Koyu

Vakitsizlikten gidemediğim için baya üzüldüğüm bir koy oldu Kabak. Fethiye’nin en güzel noktalarından biri. Kabak, Babadağ’ın eteklerinde kanyon biçimindeki derin bir vadi ve bu vadinin taşlı kumsalından oluşuyor. Konaklamak istersseniz kamp alanları ve ağaç evler falan mevcut. Henüz insanlar tarafından aşırı işgal edilmediği için diğer yerlere göre daha bakir kalabilmiş bir yer. Zaten bildiğim kadarıyla 200 metrelik harika bi sahili var ve doğa yürüyüşü yapmak için baya uygun bir yer.

Kelebekler Vadisi

Burası muhtemelen Ölüdeniz’den sonra Fethiye’nin en bilindik yeri falan ve benim çocukluğumdan beri aşırı merak ettiğim bir yerdi. Daha önce Fethiye’ye gidip burayı görmeden dönmek zorunda kaldığım için çok üzülmüştüm ama kısmet bu sefereymiş. Akıllardaki ilk soruyu cevaplıyorum : Hayır, karayolu ile ulaşabildiğiniz kısımda kelebek yok. En azından ben denk gelmedim baya da bi bakmış olmama rağmen… ÇÜNKÜÜÜÜ kelebeklerin olduğu kısma ancak deniz yoluyla gelirseniz ulaşabiliyorsunuz. Ölüdeniz’den yarım saat sürecek bir tekne yolculuğuyla buranın muazzam güzellikteki kumsalına ulaşmanız mümkün. Kumsala ulaştıktan sonra takip edebileceğiniz iki patika var : biri Faralya Köyü’ne, diğeri de şelalelere gidiyor. Yalnız dikkat, daha önce dağcılık yapmamış olanlar için biraz tehlikeli bir rotaymış. Evde denemeyiniz. Bu arada şunu da belirtmek istiyorum, yukarıda gördüğünüz muazzam manzaralı fotoğrafı çekmek hiç de kolay değil çünkü aşağıda gördüğünüz manzaraya doğru kafa üstü çakılma riskini göze alarak kendinize fotoğraf çekilmek için üzerine oturabileceğiniz bir kaya bulmanız gerekiyor ve aynı şekilde fotoğrafı çekecek kişinin de güzel bir açı yakalamak için şekilden şekile girmesi gerekiyor. Misal benim fotoğraflarımı babam çekti ve sırf o açıyı alabilmek için bir ayağını bir kayaya diğer ayağını başka bir kayaya yerleştirip ayakta durması gerkti. Kendinize veya fotoğrafı çeken insana güvenmiyorsanız DENEMEYİN. Bu duruma çözüm olarak da orada belli bir ücretle kendinize bir drone videosu çektirebiliyorsunuz o bütün fotoğraflarda olan manzarayı arkanıza alarak. Yani her gün ordalar mı bilmiyorum ama bize denk geldi, en azından bi’ şansınızı deneyin.

Saklıkent Kanyonu

Burası Fethiye’ye yaklaşık 45 dakika uzaklıkta, güzeller güzeli bir kanyon. Açıkçası oraya gidince kanyonu gezmeyi hiç canım çekmediği için içeri girmedik, dolayısıyla içeride sizi nasıl bir yürüyüşün beklediğini bilmiyorum ve internetten alma bilgileri burada segilemek de isteyeceğim en son şey. O yüzden ben daha ziyade kanyonun etrafından bahsedicem biraz. Öncelikle deli gibi akan suyun dibinde oturabileceğiniz yerler bulunuyor ve görüntüde çok keyifliler, ancak suyun sesinden dolayı baya bi gürültülü oluyor. Yine de Saklıkent keyif yapmak için nokta atışı bir yer. Özellikle Saklıkent Restaurant Paradise Park isimli mekan innnanılmaz güzel. Yerde oturabileceğiniz küçük küçük minderler ve her masaya ait bir adet de hamak var, hem de suyun üzerinde. Orada dinlenirken ördekleri de izleyebiliyorsunuz. Yemek falan da yiyebiliyorsunuz ama biz bira patatesi tercih ettik, nedense mutfak pek güven vermiyor.

Gizlikent Şelalesi

Gördüğünüz üzere Fethiye’nin ‘’saklı gizli’’ bir sürü güzelliği var. Gizlikent Şelalesi’de bunlardan biri. Zaten Saklıkent ile de çok yakınlar 2 km var aralarında sadece, o yüzden oralara kadar gitmişken ikisi de görülebilir diye düşünüyorum. Baya ağaçlar yeşillikler içinden yürümenizi gerektiren, bol merdivenli yollar bulunuyor o yüzden çocuklu ailelere ve bu yürüyüşü herhangi bir şeyden kaldıramayacaklara pek öneremiyorum. Biraz aşağı inip yürüdükten sonra tahta bir zemin üzerine küçük bir çay büfesi tarzı bi şey görüyorsunuz. İki tane de salıncak koymuşlar, altınızdan akan suya karşı sallanabiliyorsunuz. Genellikle fotoğraf çekilmek için salıncağa oturuyor insanlar gerçi, bu yüzden üzerinizde bin tane göz varken orada salıncak keyfi yapamıyorsunuz.. Hemen çay büfesinin karşısında da şelaleye giden yol bulunuyor. Baya hızlı akan bir suyun arasından taşların kayaların üzerinden yürüyerek bi 300 metre kadar gitmeniz gerekiyor. Taşların ıslaklığından dolayı burayı yürümek için altı kesinlikle kaymayan bir deniz ayakkabısı giymeniz gerekiyor. Biz hazırlıksız yakalandığımız için kendi terliklerimizle girdik ama cidden büyük hataymış çünkü hem o 300 metre bize kilometreler gibi geldi hem de suyun şiddetinden dolayı terliklerimiz baya fırladı. Eğer deniz ayakkabınız yoksa şelalenin girişinde 4 TL bir ücret vererek bir tane kiralayabiliyorsunuz.

Amintas Kral Mezarları

Milattan önce 4. yüzyıldan kalma, kayalara oyulmuş bir kaya mezarı kimi etkilemez ki? Koskoca kayaların ortasında bildiğiniz böyle aşırı özen gösterilmiş bir işçilik ürünü görüyorsunuz. Likyalılara ait Telmessos Antik Kenti’nin en değerli kalıntısı olarak da görülüyor. Herkesin benim gittiği kadar hoşuna gider mi bilmiyorum ama bence kessinlikle görülmeli.

Son olarak Fethiye’ye gitmeden size önereceğim bir şey de Makri App. Bir nevi Fethiye’nin etkinliklerini takip edebileceğiniz bir uygulama. Onun dışında da yemek siparişi, indirimli içecekler falan için kullanılabiliyor. En azından bi’ kurcalayın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s