Kur artışını fırsata çevirmek ve Anadolu Yakası’nı 6 saatte gezmek

Geçtiğimiz yaz, kurların alıp başını gittiği, 9lara kadar çıktığı dönemde boş günlerimi değerlendirmek adına bir şeyler bulma çabasındayken bir arkadaşımın tavsiyesiyle Showaround adlı uygulamayı telefonuma yükledim.

Peki nedir bu Showaround?

Uygulamanın temel amacı sizi şehrinize gelen turistlerle buluşturmak(grup halinde ya da tek tek) ve onlara şehirde rehberlik etmenizi sağlamak. Bunu belirli bir ücret karşılığında(€ veya $) ya da bedavaya yapabiliyorsunuz. Sistem çok basit, kendinize bir profil oluşturduktan sonra şehrinizdeki turistleri görebileceğiniz bir sayfaya yönlendiriliyorsunuz ve seçtiklerinize tek tek istek yolluyorsunuz. Onlar da bu istekleri kabul ediyor veya reddediyor. Eğer kabul ederlerse onlara belli bir tur planı sunup, buluşma gününü ayarlıyorsunuz.

Aynı şekilde bilmediğiniz bir şehre veya ülkeye gittiğinizde bu uygulamayı bir turist olarak siz de kullanıp, kendinize bir rehber bulabiliyorsunuz. Ben 10dan fazla turisti bu uygulama sayesinde gezdirip, bir de bundan para kazanmış bir insan olarak size bu yazımda kendi tur programımdan bahsedeceğim. Açıkçası sadece üşengeçliğimden turlarımı şimdiye kadar hep Anadolu Yakası’nda yaptım çünkü evime yakın sjdkd ama bunun yanı sıra İstanbul’a gezmeye gelen turistlerin Anadolu Yakası’nın da tarihi açıdan bir öneme sahip olduğunu hep es geçmeleri beni üzüyor. İnsanın aklına ister istemez bir kurt düşüyor tabii, ‘’abi böbrek bende kalsın ya lazım çünkü’’ diyebileceğim bir duruma düşer miyim diye, o yüzden bu sorularınıza da cevap olabilecek bir yazının girişini tam şu anda yapmış bulunuyorum.

Tek böbreği kaybeder miyim?

Hayır, kaybetmezsiniz. Tabii ki bunun sözünü size verebilmem ya da tamamen güvenilir olduğunu savunmam mümkün değil. Fakat tur planladığınız kişinin konuşmalarına dikkat etmek ve onu biraz tanımaya çalışmak çok yardımcı oluyor. Şimdiye kadar gezdirdiğim hiç kimseden yana bir problem yaşamadım. Karşı taraf sizin ülkenizde turist olduğu için siz zaten en baştan 1-0 önde başlıyorsunuz. Sonuçta size zarar vermeye çalışan birini ‘’geziyoruz geziyoruz ehe’’ ayağına ilk kafasını çevirdiği yerde telefonunu ve cüzdanını iç edecekleri bir semte bırakıp kaçsanız ne yapabilir ki? :d

Ya turdan sonra paramı vermezse?

Parayı elden almayı tercih ediyorsanız bunun güvencesi sadece karşınızdaki insanın insafına kalmıştır ama Showaround bize bu konuda bir kolaylık sağlıyor ve banka hesabınızı uygulamaya ekleyebiliyorsunuz. Fakat komisyon alıyorlar mı en ufak bir fikrim yok çünkü ben şimdiye kadar hep risk alıp ücreti elden almayı tercih ettim.

Olabilecek en büyük aksilik ne olur?

Hayal dünyanızın genişliğine bağlı fakat benim sadece bir kez başıma gelen bir şey olarak turistinizin buluşacağınız yere gelmemesi ve ona ulaşamamanız olabilir. Ben şanslıydım, beni son anda eken turist Dünya tatlısı bir insandı ve beni beklettiği kadar saatin ücretini banka hesabıma yolladı, daha sonra başka bir gelişinde yeniden görüştük ve hiçbir aksilik yaşamadan turumuzu tamamladık, üstüne üstlük arkadaş olduk. Bunun dışında olabilecek aksiliklerden bazıları, turistinizin gıcık bir tip olması ve yaptığınız hiçbir şeyden memnun kalmaması, turistin yanında biriyle tartışmanız (Türkçe bilmedikleri için bu durum onları inanılmaz geriyor) ve tabii ki tartışmak için olmasa bile Türkçe konuşmanız. Türkçe söylediğiniz her cümleyi çevirmelisiniz ki bir yanlış anlaşılma olmasın. Örneğin bir yerden bir yere giderken dolmuşa bindiniz, ne kadar para vermesi gerektiğini söyleyip gözünün önünde o parayı verin ki daha sonra bu yüzden sorun yaşamayın.

Bir turist benden maksimum ne bekler?

· Onu gezdirdiğiniz yerlerin tarihini detaylı bir şekilde bilmenizi bekleyebilir. Mesela gezdirdiğim ilk turist Şili’den gelmiş, Birleşmiş Milletler’de çalışan bir adamdı ve her konuda inanılmaz bilgisi vardı. Bana ‘’Üsküdar’a Giderken’’ şarkısının hangi millete ait olduğunu sormuştu ve ben bilmiyordum. Bütün detaylarıyla bana anlattığında bilmediğim için biraz beni ayıpladı hani sanki aşırı bilmem gereken bir şeymiş gibi ajdsfs ama yine de orada rehber konumunda olduğum için kötü bir andı.

· Türk kültürünü daha rahat kavrayabileceği aktivitelerde bulunmak isteyebilir. Mesela güzel bir kebapçıya yemeğe götürebilirsiniz. Şehirdeki Osmanlı Dönemi’ne ait izlerden bahsedebilirsiniz. Yaprak sarma veya çiğköfte tattırabilirsiniz. Aklım hep yemeğe çalıştı NEDEN ACABA

Bize bir önerin olur mu?

· Buluşma günü,yeri ve saatini ayarladıktan sonra üç gün ve bir gece kala teyit edin. Buluşma günü sabahı da ‘‘Günaydın’’ tarzı bir şey yazıp kendinizi hatırlatın.

· Sizi oteline veya güvenmediğiniz/ gitmek istemediğiniz bir yere çağırırsa kesin bir dille REDDEDİN. Rehber sizsiniz, kibar ve anlayışlı olmak zorundasınız ama plan sizin istediğiniz gibi ilerler.

· Profil fotoğrafı olmayan veya sahte görünen kullanıcılarla KONUŞMAYIN. Buluşmaya gittiğinizde göreceğiniz insanı bilmek ve oraya gittiğinizde de tanımak zorunda kalacağınızı unutmayın. Çoğu turist Türkiye’den hat almadığı için internetleri de olmuyor ve ulaşmakta sıkıntı çekersiniz.

· Yukarıdaki maddeye ek olarak turistinize ulaşamama ihtimalinizi göz önüne alarak NET bir buluşma noktası belirleyin. Örneğin Üsküdar İskelesi’ndeki ATMlerin önü.

· Tur sonunda turistiniz paranızı verecekmiş gibi görünmüyorsa istemekten çekinmeyin. Sonuç olarak sizin de bir emeğiniz söz konusu olacak.

· Sizden hiçbir tarihi bilgi beklemeyip sadece şehri birlikte gezebileceği birini de arıyor olabilir. Bu yüzden ilk buluştuğunuzda tur planınızı anlatıp planda istemediği bir şey olup olmadığını sorun. Dilediği yerde durup dinlenebileceğinizi, onun istekleri doğrultusunda planı şekillendirmeye çalışacağınızı söyleyin.

· Buluşmadan önce tur planınızı anlatırken yol/yemek ve müze girişi ücretlerinizin de ona ait olduğunu söylemeyi unutmayın.

· Kış döneminde daha az turist olur, keyfinizi kaçırmayın. Havalar düzeldikçe artacaktır.

· Turistinize elinizden geldiğince tatlı davranın, keyfine göre ekstra ücret ödeyebiliyor(bahşiş mantığı). Mesela bir keresinde €50 fazla almıştım ve eve gidene kadar şoku atlatamamıştım…………….

· Tok satıcıyı oynayın. Ücreti yüksek tutun çünkü gerçekten tahmin edemeyeceğiniz kadar efor harcıyorsunuz. Hele bir de karşınızdaki insan sıkıcıysa veya anlattıklarını asla anlamıyorsanız gülümsemek zor oluyor. O turun size çileye dönüşmesi ihtimaline karşılık en azından hakkınızı alacağınızı bilin. (Ben saatlik €20-€30 civarı alıyordum, indirim isteyene hayır demiyordum ama zaten üçün beşin hesabını yapacak insan sizi de yorar.

· Turistler genelde karşı cins oluyor, gözünüzü korkutmasın. Sizi rahatsız edebilecek potansiyelde insanlar olduğu gibi sadece arkadaş olmaya çalışanlara da rastgelebiliyorsunuz.

Sanırım Showaround hakkında söyleyebileceklerim bu kadar. Aklınıza takılan bir soru işareti olursa her zaman instagram hesabıma (@bidigatio) veya email adresime (idilcizrelioglu@gmail.com) ulaşabilirsiniz.

Üsküdar

O zaman şimdi hem bütün bu anlattıklarıma bir örnek olması açısından hem de kendi ülkemizde genellikle bir yabancı gibi yaşadığımızdan Anadolu Yakası’nın en önemli yerlerini 5-6 saat gibi bir sürede nasıl gezebileceğinizden bahsedelim :

Turumuza Üsküdar’da başlıyoruz. Hemen iskelenin karşısındaki 3.Ahmet Çeşmesi’ni ve Mihrimah Sultan Camii’ni görüyoruz. İbadet saatleri içinde değilse caminin içine girebiliriz, içerideki lamba ve kubbe çok hoş. Daha sonra iskele tarafına yeniden geçip oradaki mavi minibüslere atlıyoruz ve kısa bir süre içinde Kuzguncuk’tayız. Tarihi kısımları bir yana bırakınca, Kuzguncuk’un sokaklarında dolaşmak, kedileriyle oynamak, esnafını seyretmek gerçekten çok keyifli çünkü tam olarak dizilerde/filmlerde gördüğümüz, eskilerin yetiştiği fakat bizim ucundan bile göremediğimiz mahalle havasını yansıtıyor. Kafelerden herhangi birinde oturup bir kahve içebiliriz, ortam çok tatlı. Kuzguncuk’un sokaklarında gezilmedik yer bırakmadığımıza emin olduktan sonra, indiğimiz yere geri dönüp yine mavi minibüslerden birine biniyoruz ve Beylerbeyi Sarayı’na gidiyoruz (fiyatlardan aşağıda bahsedeceğim) Girişte kimliğimizi teslim ediyoruz ve bize sarayın ve tek tek odalarının tarihini dinleyebileceğimiz bir sesli rehber veriyorlar. Beylerbeyi Sarayı’nın içini gezmek bi’ 40 dakikayı buluyor ama gerçekten o kadar hoş döşenmiş ki değiyor. Havalar güzelken gidersek bahçesi inanılmaz keyifli ve huzurlu. Sarayda işimiz bittikten sonra dışarı çıkıp bi’ 5 dakika kadar yürüdükten sonra Beylerbeyi’ne ulaşıyoruz. Eğer Kuzguncuk’ta dediysek ki ‘’Yok ben burayı o kadar da sevmedim’’ burada deniz kenarında muazzam bir görüntüye karşı oturup ne istiyorsak yiyip yiyip içiyoruz (hatta hemen deniz kenarındaki mekanlardan biri olan Suppa’nın ‘’Hünkar Beğendili Köfte’’ isimli şaheserini önerebilirim şiddetle) Daha sonra tekrar Beylerbeyi Sarayı’na doğru yürüyüp oradan geçen herhangi bir otobüse biniyoruz ve Üsküdar İskele’den Kız Kulesi’ne doğru ufak bir yürüyüş yapıyoruz. Bizi Kız Kulesi’ne götürecek tekneye binip kulenin etrafındaki ve içindeki efsanelerle ilgili birbirinden güzel resimleri görüyoruz. Her kata bir efsane olacak şekilde döşenmiş kulede en tepeye kadar çıkıp manzaranın keyfini çıkarıyoruz. (Kulenin en üst katında ufak bir kafe, alt katında ise akşamları çalışan bir restoran var bu arada). Karaya yeniden ayak bastığımızda eğer günbatımına denk geliyorsa Salacak Merdivenleri’nde bir çay içmemizi mutlaka öneririm. Daha yorulmadık değil mi? Şimdi ister taksiye atlıyoruz, ister Marmaray’ın Üsküdar İstasyonu’ndan binip, Ayrılık Çeşmesi durağından Kadıköy-Kartal metrosuna bağlanıyoruz, ya da çok meraklısıysak yürüyoruz ama mutlaka Kadıköy’e gidiyoruz. Çarşıyı geze geze, sokaklarda kaybola kaybola Boğa Heykeli’ne çıkıyoruz ve hemen heykelin yanındaki bilgi kutucuğundan hikayesini öğreniyoruz. Oradan Bahariye’ye çıkıp Süreyya Operası’nı ve meşhur Rexx sinemasını görüyoruz. Moda’nın neredeyse en sonundaki Moda Çay Bahçesi’ne gidip bir fincan çay da orada içiyoruz. Bu yazı benim nasıl bir çay manyağı olduğumu gözler önüne sermiştir artık sanırım her yerde çay öneriyorum asdjgj

Eee, bugün turistiz. O yüzden tabii ki hemen öyle Kadıköy’e ve renkli sokaklarına doyamadık. Ağzımızı 20 derecelik açıyla aralayıp ‘’Ben turistim’’ yüz ifadesiyle metrobüse doğru ilerliyoruz. Ama yo yo yoo… gitmiyoruz. Karnımız aç çünkü, Hemen itfaiyenin karşısındaki Dürümcü Emmi’ye çöküyoruz ve Türk mutfağının güzelliklerinden faydalanıyoruz. Dürümcü Emmi’ye kadar gidip Beyran içmeden dönmek olmaz, onu içip doymazsak üstüne bi’ Patlıcan Kebabı ya da Adana/Urfa Dürüm gömüyoruz(Beyran içip doymayan ben değilim ya. Bir arkadaşım. Cidden.)

Eh, ne kadar turist olursak olalım; biz de insanız. Yorulduk artık. Bence süper bi’ turistlik deneyimi yaşadık, ne dersiniz?

Kadıköy

Beylerbeyi Sarayı : Pazartesileri kapalı, diğer günler 09.00-17.00 arası açık. Giriş ücreti 40 TL, öğrenciye 10 TL. Eğer sarayı gezmeyecek, sadece bahçede fotoğraf çekecekseniz 5 TL.

Kız Kulesi : Haftanın her günü açık. Cumartesi ve Pazar günleri 10.00-18.45 arası kuleyi gezebilirsiniz, 20.15-00.30 arası restoranı açılıyor. Hafta içleri de 09.15-18.45 arası açık. Kuleye Kabataş’tan gelmek de mümkün, her saat başı ring seferleri var, Salacak’tan her 15 dakikada bir sefer var. Giriş ücreti yetişkinler için 25 TL, öğrenciler için 15 TL

Suppa : Beylerbeyi Mahallesi, No:, Beylerbeyi İskele Cd. No:3, 34676 Üsküdar/İstanbul (07.00-03.00 arası açık)

Dürümcü Emmi : Hasanpaşa Mahallesi, Mahmut Baba Sk. 11/1, 34722 Kadıköy/İstanbul (7/24 açık)

Moda Çay Bahçesi : Caferağa Mahallesi, Park İçi Yolu, 34710 Kadıköy/İstanbul (06.00-00.15 arası açık)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s