Yanıyosun Fuat Abi : Antalya Gezi Rehberi

Kaleiçi’ne gelip de arabadan dışarı adımımı attığım ilk anda dedim ki yanlışlıkla cehenneme falan mı geldik biz?????? Allahım ben böyle bi şey görmedim şu ana kadar ya. Gerçekten görmedim yani. Nefes alınmıyor ya, sokakta yürürken sanki alevlerin arasından yürüyosunuz yani. Antalya’lı arkadaşlardan linç yememek adına Kaleiçi’ne duyduğum nefreti kusmayı burada noktalıyorum ve biraz daha objektif yaklaşmaya çalışıyorum. Aşırı sıcağından boğulmuş olsam da Antalya aslında birçok doğal güzelliğe, süper plajlara ve bir sürü antik kentlere ev sahipliği yapıyor. Şimdi ben gezerken Antalya’nın kıyı şeridinin bir kısmından arabayla geçip dura dura ilerlediğim için doğal olarak her yer hakkında bir fikrim yok, ama mesela işte Kaş’ta daha uzun vakit geçirdiğim için ondan ayrı bir rehberde bahsediyor olucam. Aynı şekilde Kaleiçi Yeme İçme Rehberi ve Ulupınar Kahvaltıcılarını anlattığım yazı da haftaya yayında olucak. Eh, daha fazla uzatmadan başlayayım ben :

Antalya’ya ne zaman gidilir?

Arkadaşlar Antalya’ya yaz dışında her mevsimde gidilir. Çok ciddiyim bakın bu konuda. Tahminimce en güzel zamanları hem denize girebileceğiniz hem de aşağıda bahsedeceğim Saklıkent Kayak Merkezi’nde enteresan bir kış tatili yapabileceğiniz bahar ayları.

Antalya’da Konaklama

Açıkçası nerede konaklayacağınız biraz da neler yapmak istediğinize göre değişecektir. Antalya’nın birçok güzel plajı var : Mermerli Plajı, Lara Plajı, Konyaaltı Plajı, Örnekköy Plajı, İnciraltı Plajı veya Olimpos. Eğer rahat bir deniz tatili istiyorsanız zamanınızı geçirmek istediğiniz plaja yakın bir yerde ; eğer her plaja uğramalı biraz hareketli bir tatil istiyorsanız hepsinin ortasında kalan Kaleiçi tarafında konaklamanız en mantıklısı diye düşünüyorum. Biz Antalya’da sadece bir gece geçirip denize falan girmeden yola devam ettiğimiz için yine en ortada olan Kaleiçi’nde Mia Boutique Hotel’de kaldık. Tabii bir gece geçirdiğimiz için çok problem etmedik ama kesinlikle fotoğraflarda göründüğünden çokçok daha küçük ve pek de temiz sayılmaz. Bahçe katında olmamamıza rağmen küçük küçük böcekler gördüm odada iki defa ve baya bi soğuttu bu durum beni. O yüzden pek önerdiğimi söyleyemem, aynı fiyata daha güzel bir otel bulmanız olası. Konum olarak kesinlikle süperdi ama, Kaleiçi’nin tam ortasında olunca bir yerden bir yere gitmek çok kolay oldu bizim için.

Kaleiçi

Yukarıda Kaleiçi’nin sıcağına yeterince sövdüğüme göre direkt size nasıl bi yer olduğunu anlatarak başlayabilirim sanırım. Burası böyle kocaman bir çarşı gibi. Dapdar ve sürekli hareketli sokakları var. İnanılmaz bir mekan bolluğu var ama yine de ben oturacak bir yer seçerken baya bi zorlandım, hani hepsi süper mekanlar demek baya bi yanlış olur diye düşünüyorum. Hediyelik eşya alabileceğiniz bir sürü farklı mağaza, bir sürü dondurmacı şu bu, tam bir tatil beldesi aslında o kavurucu sıcağı olmasa… Helenistik dönemde, Bergamalıların getirdiği yaşam Kaleiçi’nde başlamış ve sonrasında birçok farklı millete ev sahipliği yapmış burası, o yüzden Kaleiçi’nin sokaklarında yürürken bir sürü farklı medeniyete dair izler bulabilirsiniz. Hadrianus Kapısı var mesela, yeni Antalya’yla Kaleiçi’ni birleştiren bir kapı olarak geçiyor. Milattan sonra 139 yılında yapılmış ve cidden çok görkemli. Aynı zamanda Antalya’da Türklere ait ilk cami olarak geçen Kesik Minare Korkut Camii’de Hadrian Kapısı’nın yanında bulunuyor. Kaleiçi’nin bir başka çok bilinen şeyi de evleri, o kadar ciciler ki insan bir türlü çevresine bakmaktan kendini alamıyor. Evlerin en belirgin özelliği girişlerinin yanında bulunan merdivenli ve divanlı avluları. Şu anda Devlet Güzel Sanatlar galerisi olarak kullanılan Yivli Minare’de Antalya’nın sembollerinden biri, görmeden dönmeyin derim. Manzara konusuna geldiğimizde Kaleiçi’nde izlemeyi eeenn çok sevdiğim manzara kesinlikle yat limanı oldu. Hani insan şey diyo, yat limanı yani maksimum ne kadar güzel olabilir ki? Ama Antalya’nın havasına denizine daha uygun bir yer daha düşünemiyorum. Hatta sırf bu yüzden Kaleiçi’ndeki tek akşamımızı yemeklerinin pek de iyi olmadığını bile bile sadece yat limanını ve denizi kocaman görüyor diye bir restoranda geçirdik. O restorandan haftaya paylaşacağım Kaleiçi Yeme İçme Rehberi’nde bahsediyo olucam.

Düden Şelalesi

Düden Şelalesi dendiğinde aklıma hep böyle aşırı büyük dev gibi bi şelale gelirdi ama artık her ne bekliyorduysam gittiğimde bir tık hayal kırıklığına uğradım. Kesinlikle çok güzel bir yerdi bu arada ama benim beklentilerim biraz ekstraymış sanırım asdsdjkf yani okay her şey güzel iyi hoş, fakat içerdeki insan kalitesi sizi biraz kendinizi boğmaya itiyor. Tuvaletler gerçekten LEŞ. Yani o tuvaletleri hayvanlar kullansa çok daha temiz olurdu öyle diyeyim size. Hani oraya doğal güzellik görmeye gelmişiz, niye herkes o kadar gergindi çok anlam veremedim. İnsanlar şelaleyle fotoğraf çekilmek için birbirini ittiriyordu neredeyse öyle bi kaos. Abi ne aceleniz var şelale zaten akıyor biraz bekleseniz siz fotoğraf çekileceğiniz anda koşarak kaçmiycak şelale… Ama işte insanımıza bir şey anlatabilmek ne mümkün. En kalabalık noktası şelalenin aşağı kısmı, böyle çok güzel bi mağaranın içinden geçerek iniyorsunuz, hatta ben inerken bi emin olamadım doğru yere mi gidiyorum acaba diye. Bir tık karanlık ama çok keyifli bir geçiş yolu. Şelalenin en kalabalık noktası da aşağısı zaten ama insanların olmadığı noktalar da var. Böyle aşırı kalabalık noktalardan uzak durursanız keyfini sürebilirsiniz. İçerde bir adet restoran ve hediyelik eşya alabileceğiniz bir dükkan da bulunuyor. Yazları 08.30-19.30 arası ziyarete açık ama bildiğim kadarıyla kışın kapılarını biraz daha erken kapatıyor. Müzekart burada geçerli değil ama giriş ücreti olarak sadece 5 TL alıyorlar.

Kurşunlu Şelalesi

Düden’den sonra Antalya’nın bir diğer doğal güzelliği olan Kurşunlu Şelalesi’nden de bahsetmek istedim. Burası bence Düden’e göre çoook daha güzel. Daha egzotik bir havası var ve Düden daha çok bilinen bir şelale olduğundan insanların çoğunluğu gitmek için orayı tercih ediyorlar. Düden ve Kurşunlu’nun arası çok da uzak değil 25 dakika falan sürüyor arabayla, o yüzden birini görmeye gittiğinizde diğerini de mutlaka görün derim ben. Şelale aynı isimli bir tabiat parkının içinde yer alıyor. 18 metre yükseklikten akan bir şelaleden ve 7 tane ufak göletten oluşuyor. İçeride böyle piknik falan yapabileceğiniz alanlar var ve çok keyifli. Kurşunlu, Düden’in aksine çok daha huzurlu bir yer, böyle şelalenin sesiyle kuşların sesi birbirine karışıyor falan. Suyun serinliği sayesinde şelalenin etrafında gezmek Antalya’nın o sıcak havasını birkaç dakika için bile olsa unutmanızı sağlıyor. Ayrıca inanılmaz çeşitli bitki örtüsü de buranın güzelliğine güzellik katıyor.

Antalya Müzesi

Doğal güzellikleri saymakla bitmez, o yüzden biraz da tarihe sarılalım ne dersiniz? Antalya Müzesi, 1. Dünya Savaşı’ndan sonra bölgeye gelmiş işgal güçlerinden kurtarılanların korunması için kurulmuş bir müze. 14 tane sergi salonu ile birlikte heykel ve değişik eserlerin sergilendiği açık hava galerileri ve bahçeden oluşuyor yani anlayacağınız gezmesi bir süre alıyor. Müzedeki eserlerin oldukça büyük bölümü Antalya bölgesinde yapılan kazılardan elde edilmiş, bölgeden müze uzmanları tarafından derlenen eserler de var. Müzede, Antalya’nın taaa ilk insandan günümüze kadar gelen binlerce yıllık geçmişini gösteren şeyler yer alıyor. Antalya Müzesi 1988 yılında Avrupa Konseyi Yılın Müzesi ödülünü bile almış. Benim burayı görmek için vaktim olmadı ama bir daha gittiğimde mutlaka gideceğim bir yer o.lucak. Müzeye giriş ücreti 30 TL, eğer Müzekartınız varsa ücretsiz. Ziyaret saatleri de yaz döneminde 08.30 ile 19.00 arasında, kış döneminde de 08.30-17.30 arasında. Koşşuunn koşun gidin.

Termessos Antik Kenti

Burası orman içinde korunan bir antik kent. Çok fazla tapınak ve mezarlığa ev sahipliği yapmasının yanı sıra benim Türkiye içinde en çok beğendiğim antik kentlerden biri. Çünkü gerçekten göreceğiniz her türlü kalıntı o kadar güzel işlenmiş ki, her birine hayranlıkla bakıyor insan. Çok da fazla tarihinden bahsetmek istemiyorum yani çünkü o zaman hangi birinin kaç yüzyıllık tarihini ne kadar yazabilirim, ama eğer gidip görmek isterseniz bu tarz antik kentlerin tarihini en güzel gezerken öğreniyorsunuz. Antalya şehir merkezinden aracınızla 45 dakika gibi bir sürede buraya ulaşabilirsiniz. Haftanın her günü ziyarete açık ve 08.30-19.00 saatleri arasında ziyaret edebiliyorsunuz. Burada da Müzekart geçerli, ama kartınız yoksa giriş ücreti 6 TL.

Aspendos Antik Kenti

Termessos’tan bahsetmişken Aspendos’un adını anmamak hiiç doğru olmazdı diye düşünüyorum. Aspendos her şeyiyle çok güzel evet ama asıl özelliği Akdeniz’in en iyi korunmuş Roma tiyatrosuna sahip olması. Aspendos, Bizans ve Selçuklu dönemlerinde varlığını sürdüren şehirlerden biri olduğu için tiyatroda Selçuklu dönemi onarım izlerini görmek mümkün. Tiyatronun bu güne dek sağlam kalabilmesinin en önemli nedeni de Selçuklu onarım ve korumacılığına bağlanıyor aslında. Haftanın her günü 08.30-19.00 saatleri arasında ziyarete açık. Giriş ücreti 35 TL ama Müzekartınız varsa ücretsiz. Çünkü yaşasın Müzekart!

Karain Mağarası

Gelin biraz da yer altına inelim : Karain Mağarası Türkiye’nin en büyük doğal mağaralarından biri. 1940’ların ikinci yarısında başlanan ve hala daha devam eden kazılardan, Karain’in yaklaşık 500.000 yıl kadar önce yerleşim merkezi olarak kullanıldığı anlaşılmış. Karain, Türkiye’nin içinde insan yaşamış en büyük mağarası olma özelliğine sahip. Mağaranın ziyaret saatleri 08.00-19.00 arasında haftanın her günü. Burdur’daki İnsuyu Mağarası’nı çok beğenmiştim ama burası bence çok daha ilginç ve güzeldi.

Saklıkent Kayak Merkezi

Antalya’nın o sıcak havasını aldıktan sonra orada bir kayak merkezi oluşuna asla inanamadım nedense. Hani sanki hiç kış gelmeyecekmiş gibi sıcak çünkü askfjfds burada Aralık’tan Nisan’a kadar güzel güzel kayak yapabiliyorsunuz. Hatta bildiğim kadarıyla Mart – Nisan aylarında(Nisan’ın daha ziyade başında) sabah kayak yapıp öğleden sonra denize inebiliyormuşsunuz ve bence bu baya kral olay. Hem kar keyfini hem deniz keyfini aynı yerde yaşayabilmek ne demek ya? Kessinlikle gidip görülmeli bence. Ben bi kayak özürlüsü olarak sanırım bunu asla yapamam ama siz benim yerime lütfen yapın… 477 müstakil ev , 1 hotel ve 1 pansiyon olmak üzere konaklama seçenekleri de mevcut, ama fiyatlar konusunda bir bilgim olmadığı için sizi şöyle alalım.

Yanartaş (Kimera)

Antalya Kemer’de, Çıralı ve Olimpos’un tepelerinde, sonsuz ateş olarak bilinen bir Yanartaş var. Bu yanartaşın bir de efsanesi var : ‘’Kimera isimli aslan, keçi ve yılan karışımı olan üç başlı canavarın soludukça ağzından ateşler çıkmaktadır. Dönemin Likya Kralı genç Bellophontes’i canavarı öldürmesi için gönderir ve genç kanatlı atı Pegasos ile birlikte bunda başarılı olur. Kimera saldırıya geçmek için havalandığında Bellophontes mızrağını canavara saplar ve onu yerin yedi kat altına gömer. Kimera günümüze kadar da buradan ateş çıkarmaya devam eder.’’ yani bu tarz enteresan güzelliklerin böyle çılgın efsaneleri oluyor tabi ama gerçek tabi ki bilimsel açıklamalara dayanıyor. Ben pek anlamadığım için böyle şeylerden saçmalamak istemem ama internette nedenini bulabilirsiniz adkfjsd deniz seviyesinden 230 metre yüksekte bulunuyor ve taşın yanına kadar çıkmak biraz yorucu bi yürüyüş gerektiriyor. Yanartaş’ın yaklaşık 1000 yıldır yandığı biliniyor ve denizden bile alevleri gözüküyor. Baya iyi diil mi?? Girişte de 5 TL ücret alınıyor onu da belirtmiş olayım.

Demre

Aslında Demre’den sadece arabayla geçtim ama hem arkadaşlarımın aşırı memnun kalışından, hem de Noel Baba olarak tanıdığımız St.Nikolas’ın doğduğu yer olarak bilinişinden yazıda buraya da yer vermek istedim. Demre’nin bilinen tarihi milattan önce 3.yüzyıla kadar uzanıyor. Buranın en ünlü yapılarından Noel Baba Kilisesi’nde her Aralık’ın 6’sında Noel Baba Festivali falan düzenliyo böyle eğlencelimsi. Aynı zamanda Demre’de yer alan Noel Baba Müzesi de çok gezilesi bir yer. Bunlar dışında birkaç antik kente ve çok güzel plajlara da ev sahipliği yapıyor. Yani benim burada zaman geçirmek için yeterince vaktim yoktu ama eğer olsaydı burada da gezmek isterdim ama bir dahakine kısmet, gezen olursa bana da bir şeyler çıtlatsıınn

Finike

Kaş’a giderken yolumuz Finike’den de geçti pek tabii, tıpkı Demre’de olduğu gibi burada da durmak için yeterli vaktimiz yoktu aslında ama yol üzerinde gördüğümüz Gökliman Koyu’nda denize girmek üzere durmasak olmazdı. Okay zaten bir yerden bir yere giderken kullandığımız o kıyı şeridinin her noktası birbirinden güzel ama o 75 derece sıcakta tamamen tesadüfen gördüğümüz güzeller güzeli Gökliman Koyu resmen bizi kendine çekti. Seriiin mi serin suyu, bembeyaz taşlı kumları ve turkuaz rengiyle çok çok güzeldi. Denizinin bu kadar güzel olmasının yanı sıra yine gezilebilecek çok güzel antik kentleri de var. Finike’ye, Antalya Otogarından her 15 dakikada bir kalkan otobüslerle çook rahat ulaşılabilir.

Likya Yolu

Burası bence Dünya’nın en güzel manzaralarından birine sahip. Hatta bu sadece benim düşüncem değil, yurt dışında yayınlanan bazı dergiler tarafından da Dünya’nın en iyi 10 yürüyüş rotasından biri ve aynı zamanda en güzel manzaralı 50 yürüyüş rotasından biri olarak seçilmiş. Lika Yolu Fethiye Ovacık’tan başlayıp, Antalya Geyikbayırı Köyü’nde 555 km ile son buluyor. Akdeniz’in kıyı şeridinin eeennn güzel yerlerini yürüyerek geçtiğinizi bi düşünsenize? Ben düşünemedim. MU AZ ZAM. Sadece kıyıdan kıyıdan gitmiyorsunuz tabi ki, yaylalardan ve ormanlık alanlardan geçmeniz, bazen de biraz tırmanmanız gerekiyor. Bir sürü antik kentin yanından geçiyorsunuz bu yolculuk esnasında, isterseniz durup dinlenebileceğiniz pansiyonlar,oteller falan da oluyor tabi geçtiğiniz yerlerin yakınlarında. Ama eğer ben bu yürüyüşü yapıyor olsaydım tam olarak keyfini çıkarabilmek adına kamp yapmayı tercih ederdim sanırım. Ben yaz mevsiminde o yolu yürüyebilicek kadar hayattan nefret etmediğim için yakın zamanda bu yürüyüşü yapmak gibi bi niyetim yok, olmadığı için rahat rahat konuşabilirim sanırım asjfdhjk Likya Yolu’nu nasıl yürüyeceğiniz konusunda endişeliyseniz bu noktada kullanabiliceğiniz bir rehber de var. Bu rehbere buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Bu yürüyüşü yapmak için en uygun zaman Ekim-Kasım dönemi deniyor bu arada, aman yazın gidip de yürümeye çalışmayın..

Adrasan River Hotel

Adrasan

Adrasan, Antalya’nın Kumluca ilçesinde yer alıyor. Antalya sınırları içinde en çok sevdiğim yer olduğunu çookk rahatlıkla söyleyebilirim. Bir kere Adrasan’ın güzel doğasına hiç el değmemiş. Sahil çok sessiz, şezlongunuzda uzanıp bütün gün kitap okuyup uyuklamalık bir yer. Yani anlayacağınız, eğer sakin bir tatil geçirmek istiyorsanız Adrasan’da birkaç gün eminim size çok iyi gelicektir. Denizi çok güzel bir kere, çok temiz ve suyun ısısı da güzel. Hemen plajın biraz arkasında yemek yiyebileceğiniz, bir şeyler içebileceğiniz basit görünümlü birçok kafe var ve Adrasan’ın dokusuyla çok uyumlular. Biz sadece ‘’şöyle bi durup gideriz ya’’ diye geldik buraya aslında ama sonrasında o kadar çok sevdik ki 1 gece kalmaya karar verdik. İlk geldiğimizde aç değildik o yüzden Le Jardin Cafe’de bir şeyler içip bahçelerindeki minik kedi yavrularıyla oynamayı tercih ettik. Fakat kafelerin dizili olduğu şeritten yürürken birçok balıkçı, gözlemeci falan gördüm. Adrasan’da deniz ürünleri baya lezzetli oluyormuş onu da akşam konakladığımız Adrasan River Hotel’de öğrendik. Bu arada eğer otelden bir lüks beklentiniz yoksa ve sadece huzur arıyorsanız River Hotel’in bahçesine aşık olucaksınız. Zaten Adrasan’da kalmaya burayı gördükten sonra karar verdik 😊 Hem verdikleri akşam yemeği hem de açıkbüfe sabah kahvaltıları kesinlikle çok lezzetliydi. Bir daha gitsem kesinlikle tekrar orada kalırım çok net bi şekilde. Otelin internet adresine şuradan ulaşabilirsiniz. Boş dönemde giderseniz indirim yaparlar diye düşünüyorum, dolu dönemde baya bi fuller zaten çünkü.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s