Tiran Gezi Rehberi

İnsanlar tatile nereye gideceksin diye sorup da ‘’Tiran’’ cevabını alınca baya bi afallamışlardı doğrusu. Tamam kabul, insanın aklına tatil deyince gelicek belki de son yer ama bizim de kendimizce sebeplerimiz vardı asfskfl. Aslında öncelikli hedefimiz Karadağ’a gitmekti, öyle de yaptık, ama biraz öğrenci dostu bi tatil yapmak istediğimizden uçak biletlerinin fiyatı da bizim için çok çok önemliydi. Karadağ’a uçmak bize pahalıya geleceğinden ve o taraflara gitmişken ‘’hadi bari Arnavutluk’u da görelim’’ dedik ve biletlerimizi Tiran’a aldık. Tatilimizin tamamını, her şeyiyle kendimiz ayarladık o yüzden rotamız da biraz keyfimize göre oldu. Tiran’a indik o gece orada kaldık, ertesi gün otobüsle yaklaşık 5 saatte Karadağ’ın başkenti Podgorica’ya vardık ve o geceyi de orada geçirdik. Ertesi günü yarım saatlik bir otobüs yolculuğuyla Budva’ya gittik ve 6 gece orada kaldık ve günübirlik olarak Kotor’a gittik. 6 günün sonunda tekrar Budva’dan Tiran’a yaklaşık 7 saat süren bir yolculukla vardık ve o geceyi de orada geçirdikten sonra ertesi gün İstanbul’a geri döndük. Gittiğimiz diğer yerlerin rehberleri de sırayla gelecek. Şimdi, karşınızda Arnavutluk’un güzel başkenti Tiran!

Tiran’a ne zaman gidilir?

Biz gittiğimizde Tiran Temmuz ayının son günlerini yaşıyordu ve inanılmaz sıcaktı. Gezerken bir tık zorlanmadık desem baya yalan olur. Bir de hani böyle denize girilecek bir yer falan da olmadığı için yaz mevsimi Tiran’ı gezmek için pek de doğru bir karar olmayabilir. Mayıs – Haziran ve Eylül – Ekim yani ilkbahar ve sonbahar ayları Tiran’ı gezebileceğiniz en keyifli zamanlar olacaktır diye düşünüyorum.

Tiran’a Ulaşım

Biz Tiran’a uçakla gittik. Sabiha Gökçen’den Nene Teresa Havalimanı’na yaklaşık 1 saat 45 dakikada vardık. Uçak yolculuğumuz kısa sürdüğünden çok rahat geçti ve herhangi bir ulaşım alternatifindense uçağı kesinlikle önerebilirim. Arnavutluk bize vize falan uygulamadığı için ülkeye girişte bir sorun yaşayacağınızı düşünmüyorum. Pasaport görevlisi bana soru bile sormadı mesela. Ama havaalanı çalışanları baya suratsızdı sdfhsdsdjf bu sizi korkutmasın, bi sıkıntı çıkarmıyorlar. Uçak dışında BlaBla Car veya Metro Turizm otobüslerini kullanarak da yaklaşık 15 saatlik bir yolculuk ile Tiran’a ulaşabilirsiniz, ancak ne kadar güvenli bir yolculuk olacağı baya bi tartışmaya açık bana sorarsanız. Otobüs biletleri git gel 400 TL civarında, BlaBla için pek bi fikrim yok. Biz gideceğimiz tarihten üç ay falan aldık biletlerimizi Tiran’a, kişi başı 900 TL ödedik gidiş dönüş için. Aslında daha önce baktığımızda çok daha uygundu fakat şartlardan dolayı beklemek durumunda kalınca daha yüksek bir miktar ödedik. Asıl amacımız Karadağ’a gitmekti zaten, Tiran’ı sadece transit amaçlı kullandık demek yanlış olmaz yani. Hem uçağa daha az ödeyip hem de bir ülke daha görmek fikri yollardaki eziyetimize rağmen işimize geldi çünkü Karadağ biletleri kişi başı 1500 TL civarındaydı. Tiran Havalimanı’ndan şehir merkezine ulaşım da çok kolaydı, zaten havaalanı baya ufak olduğu için dışarı çıkar çıkmaz şehir merkezine giden otobüsü görüyorsunuz. Yalnız zamanı iyi ayarlamak gerekiyor tabi, çünkü her saat başı kalkıyor otobüsler ve biz resmen otobüsün peşinden koşup durdurarak bindik 1-2 dakika ile geciktiğimiz için. Daha gelişmiş Avrupa ülkelerinden farksız olarak çok dakikler ama inisiyatif de kullanıyorlar bu tarz şeylerde. Şehir merkezine giden otobüse 250 Lek, yani kişi başı yaklaşık €2 ödedik. Otobüs Rinas Express diye geçiyor, kalkmaya yakın şoför geliyor ve biletinizi kesiyor. Yani orada bilet aramak için kendinizi kaybetmeye gerek yok. Havaalanından merkeze son otobüs gece 00.00’de, şehirden havaalanına girmek için ise son otobüs 23.00’de kalkıyor.

Şehir İçi Ulaşım

Tiran’da şehir içi ulaşım pek gelişmiş sayılmaz. Otobüsler var tabii ama geçeceği söylenen yerden geçmiyor, yok efendim gelmesi gereken saatte gelmiyor, geleceği söylenen hattın numarası farklı oluyor vs. Biz bu sorunlardan kurtulmak için Moovit App kullandık ama tabi ki Moovit’e de tam güvenmedik… Uygulamanın gösterdiği duraklarda bekleyip geçen otobüslere gideceğimiz yeri söyleyerek ulaşımımızı sağlamaya çalıştık. Tiran’da insanların çoğu pek İngilizce bilmiyorlar, o yüzden anlaşmak biraz sıkıntılı oldu. Yine de bu bizi pek germedi çünkü otobüse de binsek taksiye de binsek gideceğimiz yere haritadan bakarak doğru yolda olup olmadığımızı sürekli kontrol ettik ve problem çıkmadı. Otobüslerin içinde biletçiler oluyor, otobüse bindiğinizde onlardan bilet satın alıyorsunuz. Şehir içi otobüslerin biletleri kişi başı 90 Lek, yani yaklaşık 80 cent falan. Taksi ücretleri ise şoförün kazıkçı bi şerefsiz olup olmadığıyla alakalı olarak değişiyor ama normali km başı 300 Lek gibi bir şey. Taksiye binmeden pazarlık yapmanızda fayda var.

Konaklama

Biz bütün konaklamalarımızı Booking.com’dan yaptık ve gerçekten her yerin her türlü ayrıntısına didik didik bakarak otellerimizi seçtik, dolayısıyla gittiğimizde hiçbir sürprizle karşılaşmadık. Bizim için en önemli üç şey temizlik, konum ve güvenilirlik. Fiyatın düşük olmasını da her ne kadar ön planda tuttuysak da kesinlikle konforlu bir konaklama deneyimi yaşamak istedik. Bütün bunları bir araya toplayınca bulduğum yer Choose Balkans oldu. Tam otel gibi değil de, şehir merkezinde farklı binalarda birçok odaları var. Önce ofislerine gidip anahtarınızı alıyorsunuz, check in sırasında veya check out sırasında fark etmez, ödemenizi ofiste yapıyorsunuz. Siz anahtarı aldıktan sonra oradan biri size odanıza eşlik ediyor ve odaya kadar size yardımcı oluyor. Biz Choose Balkans ekibini çok sevdik çünkü gerçekten ekibin tamamı her şeyle çok ilgililerdi ve bir sorunumuz olduğunda direkt kendilerine WhatsApp üzerinden ulaşabildik. Aynı zamanda otel odalarından internet de süper çekiyordu hiçbir sıkıntı yaşamadık o yüzden. Choose Balkans’ın odalarının bulunduğu binalara dışarıdan baktığınızda insan şey gibi hissediyor böyle AMAN AMAN NEREYE GELDİK gibi. Anlatabildim mi? Dolapdere’nin en kötü apartmanını falan düşünün. Ama içeriye girdiğinizde odalar çok şeker dizayn edilmiş, büyüklükleri iki kişi için gayet yeterli ve çok temiz. Biz tatilimizin başında ve sonunda olmak üzere burada iki gece konakladık. İki odamız da çok güzeldi yalnız ikinci kaldığımız oda 6.kattaydı ve asansör yoktu, aşırı ağır valizlerle çıkmak bizim için baya bi zor olmuş olsa da konforlu olduğu için çok büyük sorun etmedik. Yine de böyle bir problemle karşılaşmamak adına bence rezervasyon yaptırırken bunu da dipnot olarak düşün. Otelin fiyatı konumu ve odanın güzelliği göz önüne alındığında inanılmaz ucuzdu : ilk kaldığımız gece için kişi başı €10, ikinci kaldığımız gece için kişi başına €18 ödedik. Konum süper derken hiç abartmıyorum bu arada, İskenderbey Meydanı’na sadece 5 dakika uzaklıktı yürüyüş mesafesi olarak. Bunlar dışında odada buzdolabı, mikrodalga, kettle, çatal, kaşık, makas gibi her an ihtiyacınız olabilecek şeyler de bulunuyordu. Bizim ertesi gün Podgorica’ya olan otobüsümüz baya bi erken olduğu için önceki gece marketten aldıklarımızla kendimize sabah kahvaltısı olarak ton balıklı sandviç yaptık ve bunları soğukta muhafaza edebilmek adına buzdolabı baya işimizi gördü. Sandviçi hazırlarken ihtiyaç duyabileceğimiz tarz bıçaklar falan da bulunması baya bi işimize geldi.

Tiran’da fiyatlar nasıl?

Fiyatlar herhangi bir Avrupa şehrine veya İstanbul’a göre oldukça uygun. Biz orada kalacağımız 2 gün için iki kişi kullanmak üzere €50 çevirdik ve baya bir harcama yapmamıza, güzel restoranlarda yememize rağmen tam yetti. Market fiyatları çok uygundu, baya bir sepet doldurup 700 Lek falan ödedik. Et inanılmaz ucuzdu, alkol İstanbul’a göre çok uygundu. Bazı şeylerin fiyatlarından örnek vermek gerekirse : Kahve 100-200 LekBira 250-500 Lekİyi bir restoranda iki kişilik yemek 1600 LekTatlı 250-600 LekAtıştırma tabağı 350-500 Lek

Tiran’da Gezilecek Yerler

Tiran’da öyle oradan oraya fıldır fıldır gezmenizi gerektirecek aşırı bir yer olmadığını söylemiş olsam şehre pek bi haksızlık etmiş olmam diye düşünüyorum. Okuyorsanız biliyosunuzdur, ben burada bir yerlerin tarihinden ziyade genellikle orayla ilgili düşüncelerimden ve sizi neyin beklediğinden falan bahsederim. O yüzden tarihi bilgi almak isteyen başka sitelere de göz atsa iyi olur. Hadi başlayalım :


İskender Bey Meydanı

Bu meydanın tek özelliği isminden de anlayabileceğiniz üzere İskender Bey’in bir heykeline sahip olması. Akşamüstünden gece yarısına kadar burada ateş şovları yapanlar, böyle antin kuntin şeyler satanlar falan bulunuyor. Bizim nasıl ki Kadıköy’de buluşma noktamız Boğa Heykeli oluyorsa, Tiran’da yaşayanların buluşma noktası da bu meydan oluyor. Benim burayla ilgili en çok beğendiğim şey meydanın etrafında bir sürü yeşillik olması. Bu arada şunu da ekleyeyim, havaalanına giden Rinas Express’de hemen meydanın yakınından kalkıyor. Burası şehrin tam merkez noktası.

Tiran Piramidi

Herhalde hayatımda bundan daha anlamsız bir ‘’görülmesi gereken yer’’ daha görmedim asfjkdsh. Dümdüz, gri ve çirkin bir piramit bu. Tiran’ın gençleri buralarda takılıyor genelde, piramidin üzerinde veya etrafında kaykay falan yapıyorlar böyle. İlk açıldığında Enver Hoca Müzesi imiş ancak şu an sergi salonu olarak kullanılıyor. Biz şöyle bi önünden geçtik pek beğenmediğimiz için. Tiran’da aşırı bi ‘’görülmesi gereken yer’’ yoğunluğu olmadığı için gittiğinizde görebilirsiniz bence ama daha iyi bi fikriniz varsa pek de gerekli sayılmaz.

Rinia Park

Burası da Tiran’ın merkezinde bulunuyor. İskender Bey meydanına yakın, yemyeşil ve içinde böyle büyükçe fıskiyeleri olan havuzlu şeker bir park. İçinde çocuklar için mini bir lunaparkı var, pamuk şeker patlamış mısır falan satılıyor. Tiran’ın sıcağından bunalınca dinlenmek için güzel bir yer bence. Dediğim gibi, Tiran’da en çok beğendiğim şey kocaman yeşillik alanları oldu. Çünkü o alanlar da olmasa şehirde hayatta temiz hava alınmaz. Parkın arka tarafında da ‘’I ❤ Tirana’’ yazısı bulunuyor, hatıra fotoğrafı isteyenler için çok tatlı bi yer olmuş, baya rengarenk. Bu arada ‘’şurayı da mutlaka görün’’ tarzı sitelerde muhtemelen Taiwan Pool diye bir şeye rastlayacaksınız, o fıskiyeli havuz da burada bulunuyor.

Arnavutluk Otosefal Ortodoks Kilisesi

Bu kilise İskender Bey Meydanı’nın hemen arkasında bulunuyor. Gittiğim yerlerde öyle kilise kilise gezmem ama buranın mimarisi çok hoşuma gitti. Gerçi biz gittiğimizde aşşşırı güneşliydi hava ve kilisenin bembeyaz rengi oldukça gözümü aldığından çok bi inceleme fırsatı bulamadım dışarıdan. İçerde restorasyon olmasına rağmen camlar,i duvarlardaki resimler çok güzellerdi. Zaten havaalanı otobüsü tam bu kilisenin önünde indiriyor sizi, o yüzden görmemek pek mümkün değil. Görünce de ilginizi, ya da en azından gözünüzü üzerine çekeceğine baya eminim.

Tiran Opera Binası

İskender Bey Meydanı’nda bulunan opera binası, görür görmez insanı kendine hayran bırakıyor demek pek de yanlış olmaz sanıyorum ki. Gerçekten çok heybetli gözüküyor ve mimari açıdan da çok hoş yapılmış. Burası bale/tiyatro/opera binası olarak kullanılıyor ve sık sık değişik etkinliklere ev sahipliği yapıyor. Biz orada olacağımız iki gün için orada gidebileceğimiz bir etkinlik var mı diye göz atmıştık ancak maalesef denk gelmedi, bu sebeple içini görme şansım da olmadı. Bana sorarsanız eğer Tiran’a gitmek gibi bir planınız varsa mutlaka orada katılabileceğiniz bir etkinlik olup olmadığını kontrol edin.

Ulusal Tarih Müzesi

Burası da opera binasının hemen karşısında bulunuyor. Açıkçası müzelerle pek ilgilenmediğimiz için boşuna paramızı buraya harcamak istemedik ama ilgilisi için çok güzel görünüyor. İsminden de anlayabileceğiniz gibi Arnavutluk’un baya bir eski tarihinden başlayarak bir sürü eser sergileniyor. Giriş ücreti 200 lek, yani yaklaşık €1.60.

BUNKART

Bunkart dediğimiz şey bildiğiniz sığınak arkadaşlar. Çok afedersiniz sadece Enver Hoca’nın göt korkusundan yapılmış bir yer asjddshf. O kadar çok kimyasal veya nükleer saldırı korkusu yaşıyormuş ki, şehir merkezinden bir tık uzakta, Dajti Dağı’nın oralarda kendi için bir yer yaptırmış. Aslında sadece bu değil, 160.00 tane sığınak var Arnavutluk’un her yanında. Ancak burası direkt Enver Hoca için yapıldığından daha bir özenli daha bir görkemli. Sığınağın içindeki her odada duran kutularda ortama oksijen verebilecek çözeltiler bulunuyormuş falan. Baya sıkıntılı bi durum anlayacağınız. Bu sığınak muhabbetleri bana biraz klostrofobik geldiği için biz buraya da girmedik ama çok kişiden ne kadar beğendiklerini dinledim daha önce. Bir tane de şehir merkezinde Bunkart 2 var, burası hem şehir merkezinde olduğu için daha görülebilir, hem de herhalde Enver Hoca’nınki kadar insanı basmaz diye düşünüyorum. Bunkart’a giriş ücreti 500 lek, yani yaklaşık €4.20. Ulaşım için ise merkezden kalkan Porcelan-Teleferiku otobüsleriyle yaklaşık 15 dakikalık bir yolculukla varılabiliyor. Gitmediğimiz için merkezden tam nereden kalkıyor bilmiyorum ama orada opera binasının güvenliğine falan sorarsanız mutlaka yardımcı olacaklardır.

Dajti Dağı

Eğer şehirde yapacak daha farklı bir etkinlik arıyorsanız Tiran’ın yakınlarından kalkan teleferiğe binerek Dajti Dağı’na çıkmak bence güzel bir fikir olacaktır. Biz çook çok istedik bunu yapmayı ama maalesef zamanımız yeterli değildi. Yani aslında zamanı yettirirdik de sanırım gitmek istediğimiz restoranlara giderek vaktimizi harcamayı tercih ettik. Yukarıda bahsettiğim Porcelan-Teleferiku hattına binerek teleferiğe ulaşabilirsiniz. Yolculuk yaklaşık 20 dakika sürüyor öğrendiğim kadarıyla. Tepede Tiran’ın panaromik manzarasına karşı yemek yiyebileceğiniz birkaç restoran bulunuyormuş. Aynı zamanda sevenler için hiking veya atv sürmek gibi şeyler yapmak da mümkünmüş. Teleferiğin gidiş dönüş ücreti 800 lek, yani yaklaşık €6.60.

Edhem Bey Camii ve Saat Kulesi

İskender Bey Meydanı’nda bulunan görülmelik yerlerden bir tanesi de Edhem Bey Camii. Biz buraya gittiğimizde tamamen restorasyondaydı, bu yüzden içeri girme fırsatımız olmadı. Ancak söylenene göre burası duvar resimleriyle ünlüymüş, ve tahmin edebileceğiniz üzere İslamiyet’in sembolü olarak biliniyor şehirde. Balkanlar’daki en önemli ve en güzel Osmanlı eserlerinden biriymiş kendisi. Bu kadar övüldüğü için görmek isterdik ama çok da üzüldük diyemem, zaten İstanbul’da camiden bol bir şey yok.

Blloku Bölgesi

Blloku Tiran’ın enn hareketli bölgesi. Zaten hangi rehberi okursanız okuyun mutlaka göreceksiniz insanların buradan bahsettiğini. Özellikle hafta sonları bu bölge inanılmaz kalabalık oluyor. Bir sürü farklı kafe, restoran ve bar bulunuyor. O yüzden nerede oturacağınızı seçerken biraz zorlanıyorsunuz demek çok doğru olur gibi geldi bana. Hiçbir şey yapmadan yürürken bile insana keyif veren bir havası var. Burada herkes çok eğleniyor, sabahları bu eğlence göze batmıyor belki ama akşamı cidden tadından yenmiyor.

BONUS : Le Futur

Kossskoca şehirde en beğendiğim yerden size bahsetmesem baya bir haksızlık etmiş olurdum diye düşünüyorum. Burası ‘’görülmesi gereken bir yer’’ değil ama innanılmaz şeker bir mağaza. İki katlı ve baya bir ürün var içerde. Hani Türkiye’deki bir mağazaya benzetmeye çalışıyorum ama doğruyu söylemek gerekirse bulamadım. Biblolar, kulaklıklar, bardaklar, hediyelikler… Cidden baya bir şey var ve rengarenk bir mekan. Hani biz burada çok rahat bi 2 saat harcadık sadece ne alacağımıza karar verebilmek için. Fiyatları Tiran ortalamasının üzerinde ama ürünlere baktığınızda gerçekten değer. Eğer yolunuz düşerse ve siz de benim gibi böyle değişik biblolardan hediyeliklerden falan hoşlanıyorsanız kesinlikle uğrayın derim. Baya güzeldi.. Linkini de şöyle bıraktım 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s