Tiran Yeme İçme Rehberi

Arnavutluk’a giden birine yemesi için önereceğiniz ilk şey ne olurdu? Muhtemelen cevap Arnavut Ciğeri. Şimdi hazırsanız plot twist geliyor : Arnavut Ciğeri diye bir şey yok orada??? Yokmuş daha doğrusu. Biz demişiz ona Arnavut Ciğeri diye ve sanırım bunun nedenini pek sorgulamak istemiyorum……. Orada bize küçük bi şok etkisi yarattı bu durum çünkü nedense bu Arnavut Ciğeri denen şeyin en süperini orada yiyeceğimize baya emin bir şekilde gitmiştik. Peki bu küçük şok bizim kadar yemeye düşkün insanları hayal kırıklığına uğratıp yemeden içmeden kesebilir mi? Tabi ki hayır. Yola çıkmadan önce öğrendiğim şeylerden bir diğeri de Arnavutluk’da çok ağır bir İtalyan etkisi olduğuydu. Dolayısıyla bir sürü (cidden bir sürü) İtalyan restoranı seçeneğiniz oluyor. Biz yanlış hatırlamıyorsam iki kez böyle ağır ağır öğün yedik, ikisi de aynı restorandaydı. Benim gibi bir İtalyan köpeğinin makarna(belki de pasta demeliyim?) yemeden Türkiye sınırları içine geri gireceğini düşünmemişsinizdir diye umut ediyorum? Aslında Tiran’da vakit geçirdiğimiz iki gün boyunca potansiyelimize baktığımda çok daha fazla yerde yemek yemiş olabileceğimizi düşününce bir tık üzülüyorum ama biz de insanız, bunu hatırlamam gerekiyor arada. Şaka bir yana arkadaşlar o kadar yemeye bütçe dayanmaz, tatile ayırdığımız bütçenin yarısından fazlasını yemeğe harcadık zaten. O yüzden bazı öğünlerimizi marketten aldığımız hazır noodlellarla veya işte aldığımız malzemelerle yaptığımız sandviçlerle falan geçirdik. O yüzden elimizdekilerle yetinelim ve yazımıza geçelim!

  • Vita 99

Burası hakkında o kadar yoğun hislerim var ki normalde en sevdiğimi hep en sona bırakmama rağmen bu sefer en sona kadar sabredemezdim sanırım. Burası bir İtalyan restoranı. Şaşırdık mı? Hayır. Kesinlikle şaşırmadık. Tiran’a gitmeden önce yaptığım innnanılmaz yoğun araştırmalar sonucunda buldum Vita’yı. Hatta ilk gördüğümde öyle aşırı da heyecanlandırmadı beni, elimizde seçenek bol olsun diye not aldığım restoranlardan biriydi. Otele yerleşip eşyalarımızı bıraktıktan sonra inanılmaz açtık ve aşağıda bahsedeceğim restorandan aşağıda bahsedeceğim sebeplerden dolayı kalktık ve direkt bu beğendiğim mekanları kaydettiğim haritamı açtık. Bize en yakın ve yemekleri açısından en güvenli olarak nitelendirebileceğimiz tek restoran Vita’ydı, biz de hemen yola koyulduk. ‘’Güvenli’’ den kastım İtalyan restoranı olması bu arada. Dedik yani en kötü ihtimalle kötü bi makarna veya kötü bi pizza yeriz yani. En azından ne yediğimizi biliriz diye birazcık güvenli bölgemizde takılmak istedik. Neyse böyle aşırı ara bir sokakta, bilmesek asla önünden bile geçemeyeceğimiz bir yerde Vita’yı bulduk ve oturduk. Kel bi işletmeci abi vardı, ismini sormadık ayılık bizde. Kendisi yapıyormuş makarnaları ve zaten kendisi de İtalyan’mış. Bize bi menü getirdi, menüde yok yok. Ve her şey İtalyanca yazıyor. Önce başladık çevirmeye, sonra dedik olmayacak bu böyle bayılıcaz açlıktan. O yüzden yine güvenli bir tercih olarak Fettucine Alfredo söyledik(İstanbul’da tavuk mantar krema şeklinde yapıyorlar ama orada tavuğu ekstra ekletmeniz gerekiyor, yoksa sadece mantar ve krema ile geliyor) İtalyanca menüsünü sonradan biraz daha çözdük, böyle daha deneysel makarnalar falan da yapıyorlar onun için ayrı bir menü de yapmışlar hatta. Bir daha yolum düşerse kesinlikle onlardan birini de değerlendiririm. Biz yemeğimizin gelmesini beklerken fark ettik ki aslında Tiran’ın baya lüks sayılabilecek bir restoranındayız, çünkü içerisi ışıl ışıl, hizmet yıkılıyo falan. Makarnalar geldiğinde öyle bi gömülmüşüz ki ilk 45 saniyeyi hatırlamıyorum bile, ama her şeyi inanılmaz yerinde EFSANE bir makarna yedik. Tabak ilk önümüze geldiğinde ‘’bu ne be küçücük’’ demiştik ama fazla fazla yetti, hatta bitirirken baya da bi zorlandık. Hani bi yemeğin tadı ne kadar güzel olabilirse gerçekten o kadar güzeldi, tarif etmek için kelime bulamıyorum yetersiz kalıcak çünkü farkındayım. Hesap geldiğinde de hiç şok olmadık, lek olarak ne kadardı hatırlamıyorum ama iki makarna iki içecek totalde €13 tuttu, kişi başı €6,5 ödedik. Ve hani Budva’da gittiğimiz en boktan yerlerde bile burada iki kişi ödediğimiz hesabı tek kişi ödedik falan. Arkadaşlar burayı yemekte tek geçerim. Tiran’da başka yere gitmeyin bile hiç, gerek yok yani.

  • Era Restaurant

Okuduğum yerli yabancı bütün Tiran rehberlerinde bu restorandan bahsediyorlardı, nedir yani arkadaşlar burası hakkında olumlu bir şey yazmamanın cezası müebbet falan mı? Bütün o rehberlerin abartılı yorumlarından yola çıkarak aslında Vita’dan önce geldiğimiz yer burasıydı. Fakat daha içeri girmemizle yoğun bir yağ kokusu burnumdan başlayıp bütün iç organlarımı yakmaya başladı. Aynı zamanda garsonların itici tavrı, masa sandalyenin rahatsızlığı ve içerinin havasızlığı da cabası. Ama biz yine de bir şans vermek için baya bir ısrarlıydık ve menüyü istedik. Menü hem Arnavutça hem İngilizce yazılmıştı ama böyle bir karışıklık olamaz. Biz salak değilsek, insan aynı sayfayı birkaç kere okumak zorunda kalıyor ne yazdığını anlamak için. Bütün bu olumsuzlukların üstümüzde yarattığı hissiyatın da etkisiyle biz bir türlü kendimize uygun bir şey seçemedik menüden. Açıkçası pahalıydı da yani ve sevip sevmeyeceğimize asla emin olmadığımız ve büyük ihtimalle damak tadımıza hiç uymayacak yemeklere de daha dakika bir gol bir para dökmek istemedik. Menüden anlayabildiğim kadarıyla genel olarak Arnavutlara özel yemeklerin bulunduğu, turistlere yönelik yöresel bir restorandı. Gittiği yerin özel yemeklerinden yemek isteyenler için belki çok lezzetli bir seçenek olabilir ama o burnumdan hala gitmeyen yağ kokusu eşliğinde yemek yiyebileceğimi hala daha zannetmiyorum.

  • Piano Bar ‘’Observator’’

Beni Instagram’den takip edenlerinizin çok iyi bildiği üzere panaromik manzaraları olan restoranların, barların, kafelerin hastasıyım ve en büyük hayranıyım. O yüzden Tiran’da gün batımını seyretmek için de özellikle böyle manzaralı bir yer aradım. Aslında bulduğum yer farklıydı, ondan aşağıda bahsedicem ama burayı bize kaldığımız otelin çalışanlarından biri önerdi. Biz de dedik hani burada yaşıyo, biz daha iyi bilecek değiliz ya? Kalktık gittik. Tabi bir de şehirde fazlaca oyalanmaktan gün batımına yetişebilmek için bi koşturmamız vardı anlatamam, insan koşa koşa gün batımı izlemeye gider mi? Gidiliyo işte. Meydana yürüyerek 15 dakika uzaklıkta bulunuyor. Uzunca bir bina, girdiğinizde iki tane asansör karşılıyor sizi. Biri sanırım üniversite tarzı bir yere çıkıyor, diğeri de bara. Iphone’un haritasında gözükmüyor burası bu arada, yerine Google Maps’ten bakabilirsiniz.  Neyse yukarı çıktığınızda bi içeride oturmak için bir alan var, bir de dışarıda bi alan var. Gerçekten bütün Tiran manzarasını görebiliyorsunuz ama çok çılgın bir beklentiyle oraya gitmenizi pek önermem çünkü Tiran’ın manzarası korkunç kötü asfkjsd. Binalar falan çok eski olduğu için gördüğünüz şey sizde bi ‘’wooow’’ etkisi yaratmıyor ama gün batımı izlemeyi seven herhangi bir insanın orayı seveceğini düşünüyorum. Ben bir tane bira içtim ve yanında atıştırmalık nacho ikram ettiler, o nacholar baya güzeldi eğer giderseniz benim için hangi markayı kullandıklarını sorun lütfen çünkü ben unuttum……….

  • Sky Tower

Yukarıda bahsettiğim gibi Tiran’ın panaromik manzarasını izlemelik bulduğum yer burasıydı aslında. Fakat otelde çalışan kızın dediğine göre fiyatlar Observator’ın iki katı kadarmış (çünkü turistlerin sık ziyaret ettiği bir yermiş) ve fotoğraflarda göründüğü kadar da iyi değilmiş. Kız deyince ki Observator’da daha iyi hizmet alırsınız, biz de Sky Tower’dansa dedik burada yaşayan bir insanın önerisini dinleyelim. Buraya yazmamın sebebi de sadece size seçeneği arttırabilmek adına. Farklarını şu şekilde açıklayabiliriz : Observator sadece içecek ve atıştırmalık servis ederken Sky Tower biraz daha elit olarak öğlen akşam yemekleri ve gece eğlencesi de yapıyor. Dolayısıyla fiyatlar daha uçuk. Yine Observator’dan farklı olarak Sky Tower’ın zemini yavaş yavaş dönüyor, o yüzden bütün şehrin panaromik manzarasını görebiliyorsunuz. Şimdi yazarken fark ettim de salaklık etmişiz buraya da gidebilirmişiz ya, belki daha bile keyifli olurmuş asjkfhds. Gerçi okuduğum yorumlara göre yemekleri hiç de fiyat performans değilmiş ama yine de aklınızda bulunsun.

  • Ama Bar

Hep gitmenizi önereceğim yerlerden bahsedecek değilim ya? Burayı da kesinlikle GİTMEYİN diye yazıyorum. Tiran’da son günümüzde güzel bir şeyler yemek istedik. Asıl niyetimiz ciddi ciddi yemek yemekti kahvaltı yerine. Tahminimce saat 10.00 civarı falandı ve böyle çılgın gibi turladık bütün şehri neredeyse sadece doğru düzgün bir şeyler yiyebilmek için. Tabi saatten ötürü kimse yemek servisi yapmıyordu, kahvaltı adına da sadece böyle kruvasan kahve tarzı şeyler vardı ve sanırım pek bizlik değildi.. Israrla aramaya devam ettik ama artık açlıktan zafiyet geçiricek noktaya gelince mecburen herhangi bir yemek servis edecek, gördüğümüz ilk yer olan Ama Bar’a oturduk. Menüde tost tarzı bir sürü kahvaltılık vardı, hangisini sorduysak yok dendi. En son bi atıştırmalık tabağı istedik peynir zeytin sosis ve nugget’tan oluşan. Tabağın önümüze gelmesi herhalde bi 1 saati buldu ve biz aşırı aşırısı gerildik çünkü SON GÜNÜMÜZ. Ve bilirsiniz yani, zamanımızı iyi değerlendirmek istiyoruz. Yapmamız gereken birkaç şey kalmış ve yetişmemiz gerekiyor. Sinirler iyice gerildi tabii ama ‘’yemeğimiz ne zaman hazır olacak?’’ diye sormaktan başka hiçbir şey yapamadık. Ayrıca garsonlar asla İngilizce bilmiyordu ve aşırı zor anlaştık o yüzden. En son önümüze gelen tabak canımızı daha da sıktı çünkü zeytin yenemeyecek kadar acıydı, nugget resmen TAŞ gibiydi ve onun tavuk olmadığına yemin edebilirim. Saman tadı geliyordu yemin ediyorum. Belli ki hazır nugget’tı ama taze bile değildi. Karnımızı peynirle biraz doyurduktan sonra söve söve kalktık. Özetle arkadaşlar, buraya gitmeyin. Hiç gerek bile yok yani.

  • D’angelo

Tatlı canavarları, toplanın! Bundan sonraki bölüm sizin için geliyor. Eğer Tiran’ın tatlılar konusunda bu kadar başarılı olduğunu bilseydim kesinlikle kahvaltımı bile tatlıyla yapardım. D’angelo dediğim yer innnanılmaz şeker bir dekorasyona sahip bir tatlıcı. Özellikle waffle, çikolatalı şeyler, krep falan tarzı ürünler satıyorlar. Zaten asıl olayları kullandıkları Belçika Çikolatası. Aşağıda yazacağım yere de gitmek istediğimizden burada sadece bir tane ufak waffle söyledik ve iki kişi onu paylaştık. Ama sanırım ikişer tane de yesek hiç hayır demezdim. Wafflelları da Belçika usulü, böyle sertçe biraz. Çikolatayı ve meyveleri ayrı ayrı getiriyorlar masada siz istediğiniz kadar döküyorsunuz üstüne falan. Efsane güzeldi burası da. Gİ-DİL-SİN!

  • Milky

Hani insan acıktığında veya şekeri düştüğünde tatlı hayali kurar ya, ben burada tatlı yediğimden beri ne zaman acıksam ‘’Milky Knows’’dan başka hiçbir şey düşünemez hale geldim arkadaşlar. Burası benim dengelerimi bozdu, şirazemi kaydırdı. Milky Knows’dan başka bir beklentim kalmadı hayattan hatta. O kadar. Bu Milky Knows dediğim şey aşşşırı çikolatalı ve muzlu bir krep, adı üzerinde olarak Milky’nin spesiyali. Menülerinde çok farklı seçenekler de vardı ve hepsinin birbirinden güzel olduğuna neredeyse eminim, ancak menü biraz karışıktı ve uğraşmak istemedik doğruyu söylemek gerekirse. Ama yani baya istemsiz bir şekilde sadece üşengeçliğimizden o kadar güzel bir şey sipariş etmişiz ki, Tiran’daki son günümüzde yataktan ‘’HADİ MILKY’E GİDELİM’’ diye kalktık. Yukarıda bahsettiğim ‘’yapmamız gereken birkaç şey vardı’’ daki ‘’birkaç şey’’ Milky’e gelmekti, itiraf ediyorum. Burada tatlı yemeden (hatta mümkünse Milky Knows yemeden) sakın karşıma çıkıp da ben Tiran’a gittim demeyin.

  • Cioccolatitaliani

Burası benim kalbimi bıraktığım canım Milano’da en sevdiğim yerlerden biriydi. İtalya’ya her gittiğimde kışın dondurucu soğuklarında bile mutlaka burada dondurma yerdim ve Tiran’da olduğunu öğrenince de heyecandan çılgına döndüm desem hiç de yalan söylemiş olmam ama herhalde beni bu gezide en çok hayal kırıklığına uğratan şey burası oldu. İtalya’dakinden tamamen alakasız bir lezzet, çalışanlar resmen kovuyor sizi ‘’al dondurmanı s.ktir git şurdan’’ demedikleri kaldı bi hiç abartısız. Neymiş efendim sadece dondurma alacaksan masamda oturamazsınmış… Külah külah dondurma yicem abi ben belki? Salsanıza insanları.. Hayır diyorum zaten alıp gidicem diye ama bir türlü anlaşamadık, bir türlü vermediler bana dondurmamı. Demek o an olaya ayıkıp hiçbir şey almadan çıkmam lazımmış ama çok ısrarlı davrandım maalesef. Cidden baya kötüydü, rastgele bir yere girip dondurma alsanız %60’ı falan burada yediğimden daha lezzetli olurdu. Bütün bunlara rağmen bir de baya da pahalıydı tek top dondurma, yazık. Canım İtalya’mı böyle kötü tanıtmayın…

Evvvet, biz iki günde ancak bu kadar yiyebildik Tiran’da. Daha iyisini yapabileni buraya davet ediyorum elini öpmek üzere. Bütün bu yukarıda bahsettiğim mekanları bir de görsel olarak görmek isterseniz buraya tıklayarak instagram adresime yerleştirdiğim sabitlenmiş storylerden bütüün Tiran gezimi izleyebilirsiniz!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s