Ama Ne Yedik Be! : Budva Yeme İçme Rehberi

Benim için tatile gittiğim bir yerin güzel olması kadar, orada yiyeceğim şeylerin de güzel olması çok önemli çünkü midesine aşırı düşkün ve doyduğunu bilmeyen bir hayvanım. Budva’da geçireceğimiz 6 gün için daha Budva’ya varmadan çok heyecanlıydım çünkü evet, bazı restoranları araştırmıştım ama açıkçası hiç öyle içime çok sinen bir şey bulamamıştım. İnsanların bloglarda veya başka platformlarda önerdiği restoranlar hep aşırı turistik, dolayısıyla pahalı ve o kadar da lezzetli olmayan restoranlardı benim gözümde ve gidip gördüğümde de aynen öyle çıktı. Bundan dolayı gideceğimiz restoranları tamamen hislerimize güvenerek, hoşumuza gitmeyen bir yemek yersek çıldırmayacağımızın riskini göze alarak seçtik. Tesadüfi olması bir yandan iyiydi çünkü şahsen ben başka blogları okurken bir restoranın tarihi veya bir yemeğin nasıl yapıldığından ziyade gidenlerin o dükkan ve yemekleri hakkında ne düşündükleriyle ilgileniyorum genellikle. Giriş kısmını çok uzatmaya gerek yok, benim şimdiden karnım acıktı. Hadi başlayalım :

Kuzina

Budva’ya vardığımızda gerçekten çok açtık. Hani kurt gibi derler ya, öyle değil. Bir ayı gibi açtık ve erkek arkadaşım Buğra’nın sağ omzundan kemirmeye başlamama heralde üç dakika falan kalmıştı ki otelimize baya yakın olan Kuzina’yı bulduk haritada(evet, yakınlardaki güzel yerleri keşfetmek için sıklıkla Iphone’un haritasını kullanıyorum ve baya işe yarıyor.). Aslında Kuzina’nın daha çok etleriyle ünlü olduğunu biliyorduk ama hava çılgın gibi sıcaktı ve canım asla et istemediği için gittiğimizde alakasız bir şekilde lazanya sipariş ettim. Buğra ise ‘’bana sıcak koyar mı bro?’’ diyerek Burger olarak adlandırdıkları büyük bir köfte sipariş etti. Yemeklerin gelmesi pek uzun sürmedi ama restoran öğlen saati olmasına rağmen baya bir kalabalıktı, buna rağmen garsonlar da servis de 4/4lüktü. İkimiz de sipariş ettiğimiz şeyleri baya beğendik ve porsiyonları gerçekten kocamandı. Restorana çok ilgi olmasına rağmen fiyatlar da baya ortalamaydı. Budva’daki ilk günümüzde süper bir restoranla başlangıç yaptığımız için çok memnunduk ama bir an önce deniz kenarına gitmek istediğimizden biraz apar topar kalktık. Peki bu kadar beğendiğimiz bir yere ikinci kez gelmeden Budva’dan ayrılır mıyız? TABİ Kİ HAYIR.

Kuzina’ya ikinci gelişimiz Kotor’dan dönüşümüze denk geldi. Herhalde Budva’nın otogarına vardığımızda saat 20.00 civarı falandı, otele gidip eşyalarımızı bırakıp bi duş aldıktan sonra koşarak HATTA depar atarak Kuzina’ya vardık. Buraya ikinci kez gelmemizin bir başka sebebi de otele çok yakın olmasıydı tabi ki, Kotor Kalesi’nde pertimiz çıktıktan sonra iki adım fazla atacak dermanımız kalmamıştı çünkü. Bi’ gittik ki ne görelim, kapıda çılgın bir sıra. Adımızı yazdırıp beklemeye başladık, önümüzde de bir başka yabancı çift vardı. Sıra bize kadar geldiğinde herhalde bir 15 dakika geçmişti ki kapıdaki görevli 4 kişilik yer boşaldığını söyledi. Daha fazla beklesem herhalde Bülent Ersoy gibi yere yığılacak olduğumu önümüzdeki çift de fark etmiş olsa gerek ki, ‘’Bizimle aynı masada yemek yemek sizin için uygunsa birlikte girelim’’ dediler. Daha kızcağız sözünü bitirmeden girip oturduk sdkjhdkf

Sonra dedik ki biz bugün pek de bir şey yemedik aslında, (8 öğün yediler) biz en iyisi 1 kiloluk karışık et tabağı söyleyelim bizi ancak keser. Karşımızdaki çift tabi daha insancıldı bizden, sakin sakin başlangıçlarını söylediler, şaraplarını içtiler ve daha sonra ana yemekleri geldi. Onlar ana yemeklerine başlamıştı ki bizim bu 1 kiloluk et tabağımız geldi. Hani o an karşımızda bi bize bi tabağa bakan KOCAMAN olmuş 4 gözü keşke size tarif edebilsem. Hayır herhalde günlerce kabus görmüşlerdir ‘’gelin yemek yiyelim dedik adamlar canavar çıktı’’ falan diye. Biz o 1 kiloluk et tabağını en dibine kadar sıyırdıktan sonra ancak Buğra’yla birbirimizin farkına vardık. AAA CANIM sen de mi buradaydın?

Şöyle bir toparlamak gerekirse Kuzina bizim Budva’daki favori mekanlarımızdan biri oldu. Orada tadına baktığımız her şey çok lezzetliydi, fiyatlar normaldi ve ortam çok keyifliydi. 1 kiloluk karışık et tabağına kişi başı €10 verdik, ve biliyorsunuz ki İstanbul’da bu kadar kırmızı eti bu fiyata yerseniz yediğiniz etin köpek eti olduğunu kabullenmiş sayılırsınız.

Amici

Budva’ya geldiğimiz ilk güne geri döndük şu an, o gün Kuzina’da yediğimizin ardından akşam doğru düzgün acıkmadığımızı SANIYORDUK Kİİİ, bir mide gurultusu söz konusu oldu. Dedik çıkalım bakalım yakınlarda neresi var. Baya bi dolandıktan sonra tam bir İtalyan köpeği olduğum için herhalde kan çekti ki Amici’yi gösterdim Buğra’ya, dedim ‘’GEL, buraya giriyoruz’’ öncelikli niyetimiz tatlı yemekti aslında ama pizzaları olduğunu görünce bir anda bi baktık ki aklımız çelinmiş. Bir tane küçük margherita ve nutellalı muzlu pancake dedikleri değişik bir tatlı sipariş ettik(4€). Burası Kuzina’ya ve önümüze gelen yemeklere göre bir tık daha pahalı bir restorandı ama saat artık biraz geç olmuştu ve başka bir yer de aramak istemedik doğru düzgün bir şey bulamayız diye. Pizza tam bir İtalyan pizzasıydı ve efsane güzeldi(€5) ama tatlı için aynı şeyi söyleyemiycem maalesef. Hani kesin gidin diye önermem ama garip bi saatte canınız İtalyan pizzası çekerse değerlendirebileceğiniz bir restoran kesinlikle.

Tacos King

Daha anlatmaya başlamadan söylüyorum, eğer Slovenska Plaza’nın oralarda yürürken burnunuza aşırı güzel bir koku gelirse kesinlikle buradan geliyodur AMA o kokuya sakın aldanmayın. Herhalde Budva’da gittiğime pişman olduğum iki yerden biriydi. Fransız krepi mi diyorlar ne diyorlar tam bilmiyorum ama hayatımda yediğim en lezzetsiz şeylerden biriydi tartışmasız. Bir kere içeri bi giriyorsunuz, sizi suratsız birkaç tane çalışan karşılıyor. Hani hepsinin yüzünden akıyor orada olmamızdan asla memnun olmadıkları sdjfsd. Siparişi verdik ama nasıl da heyecanlıyız bir görseniz, çünkü resmen kokuyu takip ederek gelmişiz yani. Yemeğimiz geldi iyi hoş, ama ilk ısırıkta yaşanan hayal kırıklığını anlatamam size. Ucuz da değildi pek ha, BU MUYMUŞ dediğimi hatırlıyorum. Sonrasında birkaç ısırık daha alıp pes ettim zaten. Aman, aman uzak durun.

Sambra

Gelelim Budva’daki favori yerlerimizden bir diğerine : Sambra! Canım Sambra. Burası da bir İtalyan restoranıydı, hatta bu restoranı takip ettiğim bloglardan birinde veya tripadvisor’dan okumuştum diye hatırlıyorum. Old Town’a gelir gelmez ilk işimiz burayı aramak oldu zaten. Bir de buraya ilk gelişimiz(doğru bildiniz, buraya da ikinci kez geldik) Tacos King’de yediğimiz rezalet krepimsi şeyin üzerine oldu, bu yüzden beklentimiz baya bi yüksekti. Geldik bi menüye baktık ve ilk düşündüğüm şey ‘’sanırım burası anlatılan kadar iyi değil’’ oldu ama kesinlikle yanılmışım. Montenegro Pizza ve Körili Tavuklu Taglietelle sipariş verdik ve her ikisi de €11 idi. Herhalde Old Town’da olmasının da etkisiyle baya turistikti ve fiyatlar da pek tabii ona göre daha pahalıydı. Pizzalarına bayılmasam da makarnalar efsane ötesiydi (ama Tiran’da Vita 99’da yediğimiz makarnalar kadar değil asla). Old Town’da dolanırken Sambra kadar hoşumuza giden veya ilgimizi çeken bir restoran bulamadığımızdan mı blmiyorum ama, kesinlikle çok memnun ayrıldık buradan. Daha sonra ikinci gelişimiz de Budva’daki son günümüzde oldu, güya denize falan gidecektik ama gök yarılıp fırtınalar kopunca bu planımız sekti. Biz de dedik madem öyle, bir daha gidelim Sambra’ya hem Old Town’ı da bir kez daha turlamış oluruz. Bu sefer Buğra da ben de makarna aldık, hatta Buğra körili tavuklu taglietelle için o an sol böbreğini vermeye hazırdı bile diyebilirim ama ben bana ağır geleceğine emin olduğum için Bolognese söyledim ve güvenli bölgemde huzur içinde yemeğimi yedim. Her ikisi de çok güzeldi, sadece sonra pişman olduğum tek şey tiramisularının tadına bakmamak oldu çünkü o da muazzam görünüyordu. Gidip de yerseniz beni hatırlayın…..

Grill Basta

Balkanların meşhur köftesi Cevapi’yi yiyebileceğimiz bir yer ararken, Slovenska’nın oralarda rastgele bulduğumuz yerlerden birisiydi Grill Basta. Bir porsiyon Cevapi isteyip bölüştüğümüz için diğer yemekleri nasıldı bilemiyorum ama köfteleri çok lezzetliydi. Yalnız bana sorarsanız Cevapi yemek için çok da efor sarf etmenize gerek yok çünkü bildiğiniz Tekirdağ köftesinden farksız bir köfte asjkfdsh. Tabii gittiğiniz yerlerde mutlaka sormanız gerekiyor ne etinden yaptıklarını, çünkü bazı restoranlar domuz etinden yaparken bazı restoranlar danadan yapmayı tercih ediyor. Grill Basta’da danadan yaptıkları için midir bilemiyorum ama bana bildiğimiz köfteden hiç farksız geldi. Fiyatı €7.5 idi, genel olarak Cevapi fiyatlarını bilmiyorum ama her ne kadar porsiyon kocaman olursa olsun tamamen turistik mekan olmasının eksisiyle fiyat bu kadar yüksekti.

Pastabar

İnternette insanların önerilerine güvenerek gidip sonrasında pişman olduğum yerlerden biri oldu Pastabar. İsminden de anlayabileceğiniz üzere sadece makarna yapıyorlar ama sanki şey gibi, fast food makarna. Hızlıca hazırlayıp önünüze koyuyorlar ve ‘’ye de git hadi’’ der gibi suratınıza bakıyorlar sonra. Makarnalar baya baya ortalama, evde yaptıklarımızdan ya da yapabileceklerimizden çok farksızdı o yüzden pek beğenmedik açıkçası. Bu kadar ortalama olmasına rağmen makarnaların fiyatı da baya pahalıydı, €7.5. Bu yüzden özetle, eğer yanlışlıkla önünden falan geçerseniz kafanızı diğer tarafa çevirip yürümeye devam edin. Cidden ödeyeceğiniz paraya hiç değmez.

Mozart

Gittiğimiz talihsiz yerlerden bir diğeri… Mozart. Canımızın tatlı çektiğine bin pişman olduk resmen. Tripadvisor’da da okumuştum, orada da sorduğumuz insanlar tatlı der demez MOZART dediler bize sanki hepsi anlaşmış gibi. Okay gittik, hangi tatlıyı sorsak yok diyorlar. Ortaya bir şey geldi tatlı demeye bin şahit ister. Yemin ederim A101 cheesecakeleri çok daha başarılıydı burda yediğimizden. Kahveleri de en az tatlıları kadar kötüydü. Verdiğimiz siparişlerin hiçbirini bitirmeden, hatta belki biraz da koşarak kalktık mekandan. Fiyatlardan bahsetmiyorum bile, gerçi tatlı başına €1 verecek olsam dahi bir daha buraya gelmezdim ama kesinlikle lezzet ve fiyat ters orantılıydı. 0 ve 10 arasında bir puan verecek olsam -10 verirdim, o derece.

MB Ice Club

Budva’daki son günümüzde Mozart’ta yaşadığımız tatlı rezaletinden sonra artık dedik bir yere gidelim ve doğru düzgün bir tatlı yiyelim. Yukarıda da söylediğim gibi son günümüzde çılgın bir dolu yağdığı için tatlılarından güzelliğinden de öte kesinlikle üstü kapalı veya iç mekanı olan bir yer aradık oturmak için. Citadel’i gezdikten sonra ilk önümüze çıkan mekan MB Ice Club oldu ve geçip oturduk. Menüleri o kadar renkli, o kadar güzeldi ki ne yiyeceğimize bir türlü karar veremedik. En sonunda bir tiramisu bir de frambuazlı cheesecake söyledik ve normale göre bir tık fazla beklemiş olsak da tatlılarımızı çok beğendik. İki tatlının da fiyatı €3.90 idi ve bu bizi baya sevindirdi çünkü artık gerçekten hiç paramız kalmamıştı sjkdfdsj. Belki buradan daha iyi tatlı yapan yerler de vardır ama bizim denk geldiğimiz en iyisi(tek iyisi hatta) burasıydı. Önerdim!!

Vegan Paradise

Her anı insana farklı bir deneyim kazandırıyor dimi? Bu mekan da bizim için öyleydi. Yine başarısızlıkla sonuçlanan bir tatlı krizimizin sebebi de burası oldu. İsim dikkatinizi çekti dimi? BİZİM ÇEKMEDİ İŞTE SORUN BUYDU TAM OLARAK çünkü vegan olmayan iki kişi bir vegan dükkanında tatlı yesin ki dimi?? İç tasarımını dışarıdan görüp beğenip girdiğimiz bu mekanın her şeyinin vegan olduğunu fark ettiğimizde söylediğimiz tatlılardan ilk çatalımızı almıştık bile. Ders oldu bize, size de olsun. İsmini görmeden bir mekana girmeyin… Vegan arkadaşlar için belki burası gerçekten cennet olabilecek kadar lezzetli yapıyodur ürünlerini ama daha önce neredeyse hiç vegan tatlı yememiş biri olarak(ki bununla gurur duymuyorum), iyi miydi kötü müydü tam bir yorumda bulunamam maalesef ama normal tatlıların tadını oldukça iyi bilen biri olarak söylüyorum ki yediğimiz ahududu ve böğürtlenli cheesecake ve küçük bir çikolata topçuğu oldukça lezzetsizdi.

Shanghai

Hem yazının, hem de Budva’da yemek yediğimiz yerlerin sonuncusuna gelmiş bulunuyoruz. Artık günlerce İtalyan yemekleri yedikten sonra hayatımızda bir değişiklik yapalım dedik ve bir Çin restoranına girdik. Zaten yağmurdan sırılsıklamdık ve gök öyle fena gürlüyordu ki insanlar abartısız çığlık atıyorlardı 5-10 dakikada bir. Ben sushilerini merak edip Philadelphia Roll söyledim ama kesinlikle İstanbul’da yediğim Philadelphia Roll’lar çok çok daha lezzetliydi, pek beğenmedim. Yalnız Buğra’nın sipariş ettiği Royal Chicken çok lezzetliydi ve yanında pilavla geldi, bu hoşumuza gider 😛 Sushinin fiyatı €7.90, tavuğun fiyatı ise €9 idi. Burayı da fazla ortalama bulduğum için fiyat performans olaylarını beğenmedim diyebilirim kesinlikle ve bence biraz ararsanız Budva’da çok daha iyi bir Çin restoranı bulursunuz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s