Eskişehir Yeme İçme Rehberi

Eskişehir’e yalnızca iki günlüğüne gittiğimiz için gitmeden önce öyle bi yeme içme planı yaptım ki, o iki güne mümkün olandan çok daha fazla öğün sıkıştırdım asfjkdskjf. Benim kadar yemek yemeye düşkün olanlarınız bence bu yazıdan çok keyif alıcak çünkü inanır mısınız, daha karnım acıkmadan sadece tatmış olabilmek için o kadar çok şey yedim ki heralde iki günde üç kilo falan alarak rekorla İstanbul’a döndüm. Şimdi şu virüs muhabbetlerinden malum ne bir yere gidebiliyoruz, ne de bir yere gitme planı yapabiliyoruz. Söylenmiyorum asla, şu durumda olması gereken zaten bu ama normalde şu dönemde derslerden&çalışmaktan aşırı yoğun olmam gerekirken oturup şu yazıları sonunda yazabildiğime cidden inanamıyorum. Yazmak için çok da acele etmememin en büyük sebebi de zaten bu işi sadece keyif için yapıyor olmam. Beni asıl yapmam gerekenlerden alıkoyacağını bile bile de oturup bi şeyler yazmadım açıkçası. Nasılsa instagram storylerimde her şeyi paylaşıyorum diye de bir rahatlığım vardı tabi. Neyse, bunlar hep boş laf. Hadi biz yazımıza geçelim : Karşınızda, Eskişehir Yeme İçme Rehberi!

Kırım Tatar Kültür Çibörek (Odunpazarı)

Size gerçekten hangi çibörekçide yememiz gerektiğine karar verirken ne kadar zorlandığımı anlatmam MÜMKÜN DEĞİL. Hayır resmen çibörek savaşları, herkes ‘’en iyisi x’’ diye farklı bir yer öneriyor, her yer hakkında da hem çok iyi, hem çok kötü yorumlar var falan derken bir türlü karar veremedik gitti. En son burada karar kılmamızın yegane sebebi aslında çizdiğimiz rotaya göre karnımız cidden acıktığında Odunpazarı bölgesinde olmamız. Şimdi madem çibörek yiyeceğiz, şöyle güzel güzel, abarta abarta yiyelim istedik. Bu yüzden çok aç olmamız baya önemli bi ayrıntıydı asjksdj neyse, zaten önünden geçtiğimiz her çibörekçi gibi burası da ağzına kadar doluydu. Biraz sıra bekledikten sonra oturup sipariş verdik ve gerçekten ben hayatımda öyle güzel çibörek yememiştim. Hani ‘’en iyisi burası’’ demek fazla cesurca olur çünkü belki de oradan da daha iyisi vardır ama yediğim şeyi kesinlikle ÇOK beğendim. Hiçbir şekilde aşırı yağ çekmemiş, kıyması ne çok fazla ne çok azdı. Baya iyiydi yani. Porsiyonda 5 tane var ve fiyatı 16₺.

Karakedi Bozacısı

Vefa vefa dediğimiz bozacının bozasının o kadar da güzel olmadığı şokunu bana yaşatan mekan burası. Ufacık bir dükkan, sürekli tıklım tıklım. Bozasının tadı bir enteresan, alışkın olduğumuzdan farklı kesinlikle. Ekşi tatlı karışık bir tadı var böyle, sanki bi portakal aroması tarzı bir şey de yokluyor sizi aradan. Kısıtlı vakitten ötürü buranın yine çok övülen dondurmalarının tadına bakma şansım olmadı ama katkısızmış ve çok güzelmiş duyduğuma göre. Bir bardak bozanın fiyatı 2,5₺ idi.

Sempre

İtalyan kültürüne ve yemeklerine ne kadar gönülden bağlı olduğumu bilenler bilir… Tabi ki Eskişehir’de de bir İtalyan restoranı da bulmasam olmazdı. Öncelikle internetten mekanın fotoğraflarına bakarak aldandığımı rahatlıkla söyleyebilirim, yemekler kötü değildi ama restoranın ortamı öylesine elit ve kasıntıydı ki insanın beklentisi ister istemez yükseliyor, yemekler muazzam değilse bu neyin havası arkadaşım? Ben piliç tagliatelle sipariş etmiştim o gayet güzeldi fakat arkadaşıma gelen penne arabiatta… hayatımda böyle kötü bir penne yememiştim ve hani altı üstü makarna aslında, iyi yapılamayabilir ama MAKSİMUM NE KADAR KÖTÜ OLABİLİR Kİ? O kadar kötüydü işte. Eskişehir’e tekrar yolum düşerse zannetmiyorum ki tekrar gideyim buraya ama böyle kasım kasım kasılarak sosyetik bir ortamda akşam yemeği yemek istiyorsanız güzel bi’ tercih olabilir. Bahçesi gerçekten muazzamdı bu arada, hava çok soğuk olduğu için biz orada oturamadık ama denk gelirse benim yerime de bahçede oturun ☹

Hey Joe

Aslında kahveden hiç anlamama rağmen üçüncü nesil kahvecilere oldukça düşkünüm. Bana biraz sürprizli geliyorlar hep çünkü genelde barista arkadaşlara ne önerdiklerini sorarak sipariş veriyorum. Eskişehir’deki öğrenci nüfusunun yoğunluğundan da tahmin edebileceğiniz üzere kahvecilere baya bir ihtiyaç var ve gördüğüm kadarıyla her yer de hep gençlerle dolu. Gerçekten belki en az çibörekçileri aradığım kadar güzel bi kahveci bulmakla da uğraştım ve sonunda Hey Joe’yu denemekte karar kıldım. Beybi kuzenim Çağla (okuyosan burayı heeeellloo!!) da Eskişehir’de öğrenci olduğu için kendisinden duyduğum kadarıyla bu üçüncü nesil kahveciler orada çok ilgi gördüğü için baya da bir çeşit varmış ama ben salak olduğumdan Hey Joe nasıldır diye ona hiç sormadan direkt gittim asjdsj. Neyse ki hislerim kuvvetliymiş de beklediğimden daha bile güzel bir yer çıktı. Normalde sütsüz kahve içemeyen ben, hayatımda ilk defa oradaki çalışan arkadaşın tavsiyesiyle Brezilya çekirdekli Chemex istedim ve bayıldım. Yalnız ne yazık ki bir daha hiçbir yerde de onlar kadar güzel yapan bir yere rastlamadım, o yüzden hala sütlü filtre kahve içiyorum asdjfshdkj. Fiyatlar İstanbul’daki herhangi bir üçüncü nesil kahveciyle aynı ayarlarda, ama mekanın ortamı gerçekten çok hoştu. Tekrar Eskişehir’e gittiğimde bir kez daha kendilerine uğrayıp BREZİLYA ÇEKİRDEKLİ CHEMEX diye ağlayabilirim.

Ayten Usta Aynalı Kahve

Anladığım kadarıyla buranın asıl kahvaltısı göz önünde. Biz akşam yemeği için uğradık, bu yüzden size kahvaltısı konusunda bir yorumda bulunamıyorum ama görüntüde her şey güzel ve yemeklerden tutun çatal bıçağın bile kalitesine bakıldığında menüdeki her şeyin en güzel şekilde yapıldığını söylemek bence mümkün. Yine ÇOK güzel bir bahçesi var, yalnız bahçeye sadece tatlı/içecek servisi vardı hatırladığım kadarıyla. Eğer Bursa Yeme İçme Rehberi’ni okuduysanız tıpkı oradaki Kitap Evi Otel gibiydi bahçesi. Menüde genel olarak yöresel yemekler var ama her damak tadına da hitap edecek bir şeyler bulmak mümkün. Biz kuzu etli keşkek, balaban köfte, şalı dana güveç tarzı şeyleri ortaya söyleyip hepimiz tattık. Balaban Köfte dedikleri şey oralarda meşhur evet ama pek benlik değil ağza ağır bir şekilde gelen margarin tadından dolayı, onun dışında yediğimiz her şeye bayıldık. Fiyatlar çılgın pahalı değil, çılgın ucuz da değil. 25-40 bandında değişiyor genel olarak. Benim asıl aklımda kalan tatlıları oldu yalnız, çılgın çılgın bir sürü tatlı çeşitleri vardı hiçbirini de yiyemedim. Olur da giderseniz bana da söyleyin nasıllarmış, çok merak ediyorum hala…

Lalezar Pastanesi

Eskişehir’de yenmesi gereken bir diğer şey de Petifür adında, profiterol tarzı bir tatlıydı. Aradım taradım, bu sefer bulmak için çok da uğraşmadım hatta. Direkt karşıma bu işin en iyisi olarak Lalezar Pastanesi çıktı. Yeri nereye yakın bilemiyorum şimdi, biz Odunpazarı’ndan geze geze yürüyerek 40 dakikada falan ulaştık buraya, o soğukta yürürken baya da bi düşündük hatta ‘’abi değer mi bi tatlı için?’’ diye ve değeceğine karar verdik asjfksd. Gerçekten de anlatıldığı kadar lezzetliymiş bu petifür dedikleri şey. Her yerde bu kadar güzel midir bilemiyorum ama Lalezar’ın petifürü kesinlikle ev yapımı kalitesinde, şekeri çok yerinde. Ay yedikçe yiyesi geliyor insanın duramadık bir türlü. En son kilosu 50₺ idi yalnız fiyatı pek ucuz sayılmaz. Hani o kadar bi ücret verilecek bir tatlı da değil aslında malzeme bakımından ama bence alınacaksa asıl yerinden, bu pastaneden alınmalı. İçeri girdiğinizde sanki 1980’lere dönmüşsünüz gibi hissettiren bir pastane bi de burası, içerinin o eski havası da hoşuna gidiyor insanın. Bence sevilmiycek bi tatlı değil, gidin bi tadın.

Mayday Rum Meyhanesi

Geldik işin eğlence kısmına… Eskişehi’de geçirecek yalnızca 1 gecemiz olduğu için aklımdaki çoğu mekandan vazgeçmek zorunda kaldım ama neden en son Mayday’de karar kıldım? Çünkü 1, kaldığımız otele aşırı yakındı. 2, meyhanemsi bir yer olduğu için mezelerin ve balıkların tazeliği dışarıdan baya net görülebiliyordu. Pek de riske atmadan akşamımızın bir kısmını burada geçirelim dedik. Öncelikle buranın ennn büyük artısı (bu genel olarak Eskişehir’in artısı gerçi) içkinin bu ortamı bozmaması oldu. Gecenin başından sonuna kadar gerek mekanda oturanlar, gerek çalışanlar her şey olması gerektiği gibiydi. Canlı müziğin de etkisiyle baya eğlenceli bir ortamdı zaten ve işin güzel kısmı, çalışanlar da bu eğlenceye dahillerdi. Buna rağmen gözleri hep masadaydı bir şey istiyor muyuz, bir eksik var mı vs. diye. Servis mükemmeldi diyebilirim çok rahatlıkla. Canlı müzikte de her telden çaldılar, o yüzden o da herkese rahatlıkla hitap ettiği için keyifli oldu. İçki içilmesine rağmen fiyat baya normaldi yalnız hatırlayamıyorum yaklaşık ne kadardı, sadece İstanbul’dan daha ucuza geldiğini net söyleyebilirim. Size bunları yazarken tripadvisor’a da bi baktım ve baya korkunç yorumlar gördüm mekan hakkında bu arada adkfjhdk bu kadar övdükten sonra saçma sapan bi şeyle karşılaşırsanız sorumluluk kabul etmemeye karar verdim o yüzden şu an 😀

 Hangover

Mayday’de eğlendikten sonra sanıyorum 12-1 civarında kalkıp Hangover diye bir mekana gittik. Arkadaşlar eğer benim gibi eğlenmeye çıktığınızdan çizginizden kayıyor, aşırı kalitesiz giderli Türkçe pop ve karışık r&b şarkılarıyla dans etmeye gizli gizli bayılıyorsanız burası sizin için de biçilmiş kaftan. Rezervasyon önemli bir ayrıntı burada yalnız çünkü özellikle hafta sonları çok kalabalık oluyor. Biz yaklaşık bi yarım saat kadar bekledik içeri girmek için. İçersi yine Mayday’de olduğu gibi inanılmaz rahattı. Hiç kimse rahatsız etmedi, masamıza gelmedi ve herhangi tatsız bir olay yaşanmadı. Herkes kendi halinde dans edip eğlendiği için özellikle çok keyif aldık. Kapalı alan olmasına rağmen sigara içiliyor ama havalandırmaları baya iyi kesinlikle hiç fark edilmiyordu.  En çok dikkatimi çeken şey İstanbul’a göre bira fiyatları AŞIRI ucuzdu yani 50’lik bira 15-16₺ falandı VE FIÇI DEĞİL ŞİŞE YANİ. Çılgınlarca içmek için en güzel mekanlardan biri diyebilirim. AY VİRÜS GEÇSİN DE ESKİŞEHİR’E GİDELİM HADİ

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s