Trabzon Gezi ve Yeme İçme Rehberi

Şu karantina günlerinde Trabzon’da oldukça sık duyduğum ‘’darlandum’’, ‘’bezdum’’, ‘’boğaldum’’ gibi tepkilere şu an inanılmaz bir şekilde relate edebiliyorum inanın ki. Bu yüzden bugün bilgisayarımın başına oturup size biraz Trabzon’u anlatayım istedim. Bundan önce paylaştığım Samsun Gezi ve Yeme İçme Rehberi’nde de bahsettiğim gibi, Samsun’a gitme sebebimiz ilk olarak aile ziyaretiydi. Fakat zaten Samsun’da yapılacak şey kısıtlı olduğu için ve bizim de zamanımız kısıtlı olduğu için bunu en iyi şekilde değerlendirebilmek adına 1 geceliğine de Trabzon’a gidip az çok orayı da görmek istedik. Hadi gelin şu giriş kısmını çok uzatmadan gidelim Trabzon’a, ben şehri o kadar çok sevdim ki yazmak için bile sabırsızlanıyorum şu anda. 

Trabzon’a Nasıl Gidilir?

 

 

 

 

Biz Samsun’da olduğumuz için arabayla gitmeyi tercih ettik, yol molalarla birlikte yaklaşık 5 saat sürüyor. Yollar düzgün olduğu için gayet rahat bir yolculuktu bizim için ve yol boyunca Ordu, Giresun gibi birçok yerden de geçtiğimiz için en azından sadece görüntüde oraları da görme şansımız oldu ve bu yüzden arabayla gitmekten baya bir keyif aldık. Fakat eğer İstanbul’dan Trabzon’a direkt gidecek olsaydık hava yoluyla gitmeyi tercih ederdik. Nedense bende uçak biletine vereceğim ücretle ilgili garip bi algı var. Yani Türkiye içinde bir yere uçacaksam 300₺ den fazla vermek bana gereksiz geliyor ve direkt kafamda ‘’bu parayı yurt dışı uçak biletine verebilirim’’ düşüncesi oluştuğu için vazgeçiyorum asjdhdj saçma geliyodur herhalde bir başkası okuduğunda bunu bilmiyorum ama konu yurt içi uçak bileti olduğu zaman kendimi sürekli ucuz bilet kovalarken buluyorum. Şu anki uçuşların durdurulması durumundan dolayı internet üzerinden kontrol edemiyorum fiyatları ama genel olarak Trabzon’a gidiş/dönüş biletlerinin pahalı oluşundan yakınıldığını biliyorum. Bu yüzden yine size önerim mümkünse bileti biraz erkenden alıp birçok farklı site üzerinden araştırma yapmanız. Gereksiz yere kazıklanmaya gerek yok öyle değil mi?

Trabzon’a Ne Zaman Gidilir?

Biz Ocak ayında gittiğimiz için elbet tabii çok soğuktu ama Trabzon’u karlar altında görmek de kesinlikle bambaşka bir güzellikti. Yine de şansım olduğunda yazın da gitmek isterim çünkü Karadeniz’in güzelim yaylalarını kışın görmek mümkün değil. Hatta bizim gittiğimiz tarihte bir yerlere çığ düştüğü için yayla yolları da tamamen kapanmıştı yanlış hatırlamıyorsam. E Karadeniz turu da yaylasız eksik olur, bu konuda da aynı fikirdeysek bence Trabzon’a gidilecek en güzel mevsim yazdır.

 

Trabzon’da Ne Kadar Kalınır?

Aslında Samsun’da kaldığımız ve Trabzona sadece 1 geceliğine gittiğimiz için biz pek çok yeri çok hızlı hızlı gezmek zorunda kaldık ve doğal olarak koştur koştur dolandık ortalıkta, bu yüzden her yeri hem rahatça hem de eksik bir yer bırakmadan görmek adına bence en azından 3 gece kalınmalı. Eğer seyahatinize yaylaları da dahil edecekseniz bu süre 2 gece daha uzatılabilir bence. Yine de eğer çok vaktiniz yoksa ve Trabzon’u da görmek istiyorsanız özel araçla baya bir yeri görme şansınız var.

 

Trabzon’da Nerede Kalınır?

Bi kere eğer yaylalardan ziyade zamanınızı Trabzon’un merkezinde geçirmek istiyorsanız şehir merkezinde bulunan Zorlu Grand Otel’i önerebilirim. Kendim deneyimleme fırsatım olmadı çünkü biz Trabzon’da kaldığımız bir geceyi aile evinde geçirdik ama her sene defalarca Trabzon’a giden samimi bir arkadaşım her seferinde Zorlu’yu tercih ediyor. Hem konum olarak hem de otelin genel durumundan kaynaklı, ben de hiç tereddüt etmeden önerebilirim. Eğer yaylaya çıkmak gibi bir niyetiniz varsa gideceğiniz yerde bungalov tarzı bi şeyler kiralamak bence en güzeli, en azından ben öyle yapardım diye düşünüyorum. Bazen instagramda falan görüyorum da yaylalardaki bungalovları, her seferinde dibim düşüyo…

 

Kemeraltı Çarşısı

Burası Trabzon’un en eski çarşılarından biri. Asıl bakırdan yapılma ürünleriyle ünlü, böyle işte ‘’kaynıma bakır cezve alayım’’, ‘’yengem bakır tepsi sever’’ gibi alışverişlerinizi burada rahatlıkla yapablirsiniz. Şaka bi tarafa gerçekten inanılmaz güzel süs eşyaları, ya da işte nasıl denir, çeyizlik eşyalar falan bulunuyor. Çarşı ressmen tarih kokuyor, ben gezerken çok keyif almıştım. Giyimle alakalı da birçok yer bulunuyor ve tabi turistik bir yer olduğu için de genelde kalabalık. Eğer beni instagram hesabımdan da takip ediyorsanız, Trabzon’un meşhur simitçisini paylaşmıştım. Kemeraltı Çarşısı’nda köşelerde bulunan simitçilerden mutlaka bi simit alın bence, simitin en büyük fanı olmamama rağmen ben bayılmıştım.

 

Bedesten Tarihi Çarşı

Trabzon’un bir başka  çarşısından daha devam ediyoruz. Kemeraltı’ndan farklı olarak Bedesten bir binada bulunuyor. Bizdeki Atlas Pasajı havasında bir yapısı var. Çarşının içinnde çokça hediyelik eşya alabileceğiniz yer bulunuyor, ancak biz geç bir saatte gittiğimiz için dükkanların çoğu kapanmıştı. Öğrendiğim kadarıyla otantik mağazalar, yöresel şeyler satan yerler, kumaşçılar ve tabi ki bakırcılar var içerde. Burası Kemeraltı Çarşısı’na baya yakın bir konumda, şehir merkezinde. Biz ikisini birlikte aradan çıkarmıştık.

 

Uzun Sokak

Geldik Trabzon’un en meşhur bölgelerinden birine : Uzun Sokak! Biz İstanbulluların anlayacağı dilde söyleyeyim, burası küçük İstiklal. Gerçekten uzun bir sokak ve tıpkı İstiklal Caddesi gibi bir sürü mağazaya ve restorana ev sahipliği yapıyor, sadece çok daha darı. Aslında çok nostaljik bir sokak olmasına rağmen baya tahrip edilmiş bu nostaljik yapı bence, ki bu çok kötü bir şey ama yine de gezmesi inanılmaz keyifli bir sokak. Trafiğe kapalı olduğu ve biraz da dar olduğu için burada yürümek bazen zor olabiliyor. Turistlerin ve Trabzon’da yaşayan gençlerin baya sık takıldığı bir bölge olduğu için de buraya giderken çılgın bi kalabalıkla karşılaşacağınızı aklınızdan çıkarmayın bence. Biz gittiğimizde hava yaş yağmurdu ve buna rağmen oldukça kalabalıktı.

 

Atatürk Alanı

Eğer Trabzon’u gezmeye geldiyseniz ve özellikle toplu taşıma kullanacaksanız, burayı görmeden dönmenizin zaten imkanı yok ama nelerle karşılaşacağınızı ben önceden anlatayım dedim. Çok büyük bir meydan değil öncelikle, ama çok canlı ve keyifli bir enerjisi var buranın bana sorarsanız. O kadar şehir gezdim, o kadar meydan dolandım ama Trabzon’un bu minnoş meydanı en sevdiğim yerlerden biri oldu. Trabzon’da gitmek isteyeceğiniz neredeyse her yere dolmuşlar da buradan kalkıyor. Burası Trabzon’un tam olarak kalbi!

 

Kunduracılar Caddesi

Bu caddemiz de yine alışverişe yönelik bir cadde olarak karşımızda. Uzun Sokak’ın hemen paralelinde bulunuyor ve en az orası kadar kalabalık. Burası da tıpkı Uzun Sokak gibi trafiğe kapalı ve yine tıpkı Uzun Sokak gibi alışveriş yapabileceğiniz bir sürü dükkana ev sahipliği yapıyor. Günün her saatinde sürekli canlı, sürekli enerjik bir cadde. Trabzon’da yaşasam muhtemelen beni sürekli orada yakalardınız…

 

Boztepe

AYYY en sevdiğim yerlerden birine geldik çok heyecanlıyım. Bilen bilir, bir yerlere gezmeye gittiğimde mutlaka böyle şehri yukarıdan görebileceğim bir yerler bulmaya çalışırım. Hani restoran olur, kafe olur, park olur… PARK OLUR. Çok da iyi olur hem de. Boztepe de böyle parkımsı, bir sürü restoranları ve kafeleri olan bir bölge. İsminden de tahmin etmek çok zor olmasa gerek, şehrin tepesinde bulunduğu için bütüün Trabzon manzarasını çok güzel izleme fırsatı sunuyor size. E tabi bu yüzden gün batımı saatlerinde de buradaki kafe restoranlarda yer bulmak oldukça da zor. Biz gün içinde gitmiştik, ve hava rezaletti. Dolayısıyla bomboştu gittiğimizde, ama isterse hava -234 derece olsun, iki saniyeliğine bile olsa o manzaraya bir göz gezdirilmeli bence.

 

Atatürk Köşkü

Trabzon’un genelini çok sevdim zaten evet ama, en beğendiğim noktalardan birisi de Atatürk Köşkü oldu. Trabzon’a gittiğimiz tarihlerde daha yeni kar yağmıştı, dolayısıyla o bembeyaz köşkün bahçesi karlardan dolayı da bembeyazdı. İnanılmaz huzur veren, biraz insanı duygusallaştıran bir yer. ‘’Burada mı gezinmiş şimdi Atatürk??’’ sorularıyla yanınızdakileri istemsiz olarak darlıyorsunuz. Şansımıza restorasyona denk geldik ve köşkün sadece giriş katını gezebildik, buna rağmen çok çok keyif aldık. Özellikle köşkün arka bahçesi bence muazzam güzeldi. Şu an Corona dolayısıyla gezmezsiniz zaten diye düşünüyorum ama ekleyeyim, normal şartlarda 09.00-17.00 arası ziyarete açık ve giriş ücreti öğrenciler için 5₺, yetişkinler için 10₺.

 

Sera Gölü Tabiat Parkı

Doğal güzellik çılgını olan ben, Trabzon’dayken böyle göldür, şelaledir, efendime söyleyeyim YAYLADIR, görmeyi çok istedim. Ancak hava şartlarından ve kısıtlı zamanımızdan dolayı asıl istediğim yerleri görme şansım olmadı, kısmet bir daha ki sefere. Bu nedenle biz de Akçaabat’ta bulunan ve üzerimize çığ düşme ihtimali olmayan güvenli bir yer seçtik ve gidip şöyle bi Sera Gölü’ne bakalım dedik. Öncelikle şunu söyleyeyim, kış aylarında böyle güzellikleri görmek için ısrar ETMEYİN. Zira gölün çok güzel gözükmesini umduğum suyu afedersiniz bok rengi çıktı.  Böyle söylediğime bakmayın tabi, karsız yağmursuz havalarda eminim çok daha iyi gözüküyordur. Şöyle biraz güneşli havalara denk getirebilirseniz eğer, burada mangal falan yapabileceğiniz tesisler de bulunuyor ve vakit geçirmek için çok keyifli bir alan. Duyduğum kadarıyla yazları da gölde deniz bisikletiyle gezebiliyormuşsunuz.

 

Giriş kısmında da bahsettiğim gibi bildiğiniz üzere Trabzon’da geçirecek yalnızca iki günümüz olduğundan ancak buraları gezebildik, tekrar gittiğimde mutlaka bu listeyi güncelleyeceğimi  şimdiden söylüyorum.

E o kadar gezdik dolandık yorulduk, dolayısıyla da acıktık. Gelin biraz da yediklerimizden bahsedeyim size.

Beton Helva

Beni eeen şaşırtan yerden yazmaya başlamak istedim. Çoğu kişiye bu durum garip geliyor olsa da dondurma yemeye ben pek bayılmam, yazları bile çok nadiren canım çeker hatta. Biz bu Beton Helva’nın önüne geldiğimizde, ailemizin Trabzon’u çok iyi bilen kısmı birden hep bir ağızdan dondurma demeye başladılar ve anlam veremedim. Yani?? Neden ki?? Çünkü hava zaten aşırı soğuk. Daha sonra açıkladılar tabi buranın dondurmasının bir efsane olduğunu. Dondurmalarını, Hamsiköy Yaylası’nın doğal inek sütünden yapıyorlarmış, sitelerinde de ‘’gizli bir tarif’’ yazıyordu incelediğimde. Çok gizli olduğuna gerçekten yemin edebilirim çünkü ben böyle güzel dondurma yemedim hayatımda. Hatta orada da ilk düşündüğüm şey ‘’O kadar Roma dondurması överler, şu yediğimin yanından bile geçemez’’ oldu. Dondurmaları tamamen organik olduğu için sadece sade, kakaolu ve parça çikolatalı çeşitlerini sunuyorlar ancak zaten inanılmaz yeterli oluyor bana sorarsanız. Tabi isminden de anlaşılacağı üzere burası aslında helvacı ama ben dondurmalarını o kadar sevdim ki daha paragraflarca övebilirim. Korkmayın ama yeterli bence bu kadar övgü sjfdkf. Helvalarına gelirsek, şaka gibi ama asıl Beton Helva dedikleri şeyi değil, Koz Helvasını denedim. Nasıl anlatsam böyle sert macun gibi, çok benim damak tadıma hitap eden bir şey değildi o yüzden ben pek öneremiyorum ama seveni de çok seviyor. Gitmişken denenebilir diye düşünüyorum.

 

Lazeli Restaurant

Hazırsanız başlıyorum burayı da övmeye… Samsun’dan Trabzon’a yaklaşık 5 saatte falan geldiğimiz için baya bir yol yorgunuyduk ve gün içinde Beton Helva’dan dondurma almak dışında da başka bir şey yemediğimiz için deli gibi aç bir şekilde Lazeli’ye gittik. Öncelikle şunu söylemem lazım ki, hayatımda gördüğüm en sıcak, en keyfli mekanlardan biri. Yine hava şartları dolayısıyla dışarısı kapalıydı ve biz içerde oturduk, ancak koyacağım fotoğraftan rahatlıkla manzarasının ne kadar güzel olduğunu  görebilirsiniz. Eğer ki Trabzon’da şöyle balıklı mezeli rakılı güzel bi’ akşam geçirmek istiyorsanız, diğer restoranları ziyaret etmemiş olmamama rağmen buranın en iyilerden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim, hatta eğer giderseniz benden de selam söyleyin 😊

Hem mezelerin tazeliği ve çok çeşitliliği, hem yaptıkları canlı müziklerin kalitesi onları bence Trabzon’un 1 numarası yapıyor. Fiyatları uygun, hele İstanbul’a kıyasla bence baya uygun. İşletmecileri dünya tatlısı insanlar ve çalışanlar da inanılmaz ilgililer. Servis eksiksiz ve hızlı, yani bir restorandan daha ne bekleyebilir ki insan zaten?

 

Nihat Usta

Trabzon’a gelmişken Akçaabat Köftesi yemeden dönmek olur mu ya? Tıpkı Bursa’da İskender savaşları olduğu gibi, burada da bir Akçaabat Köftesi savaşı söz konusu. ‘’En iyisi kim’’ sorusuna herkes farklı bir cevap veriyor sdjfhd. Başka alternatifler de vardı dolayısıyla ama biz orada yaşayanlardan en sık duyduğumuz yeri tercih ederek Akçaabat Köftesi’nin tadına Nihat Usta’da bakmak istedik. Ben normalde de köfteyi çok severim zaten ama bu Akçaabat Köftesi’ni ilk defa yemiştim ve innnanılmaz beğendim. Hani bi köftenin tadını anlatmak ne kadar mümkün bilmiyorum ama asla kokmayan bir etten yapılmıştı ve baharatları çok çok yerindeydi. Belki diğer alternatif Akçaabat Köftesi yapan restoranlar da burası kadar başarılıdır onu bilemiyorum ama burayı gönül rahatlığıyla önerebilirim ben.

 

Nejla Hanım Ev Tatlıları

Konumuz tatlı olunca buradan bahsetmemek mümkün değildi. Zaten Karadeniz genelinde de çok meşhurmuş Nejla Hanım ama biz İstanbul’dan gelen uzaylılar olarak bu muazzam tatlıcıyla bu seyahatimizde tanıştık. Baklavaları falan zaten efsaneydi onları bi kenara koydum da, en çok Laz Böreği’ne hasta oldum. Elbet koskoca Trabzon’da bu kadar veya belki bundan daha bile lezzetli Laz Böreği yapan yer vardır ama biz buradakini de çok sevdik, siz daha iyisini bulana kadar en iyisi bu hsjdjdf. Baklava ve Laz Böreği dışında bir tatlılarının tadına bakma fırsatım olmadı ancak görünüşte hepsi harika duruyordu. Yine de duyduğum kadarıyla insanlar Laz Böreği dışındaki tatlıları biraz ortalama buluyorlarmış. Denemeden bilemeyiz…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s